HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 OCAK 2026, ÇARŞAMBA

ORHANGAZİ’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ, RANTSAL DÖNÜŞÜM MÜ?

28.01.2026 01:13
ORHANGAZİ’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ, RANTSAL DÖNÜŞÜM MÜ?
ORHANGAZİ’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ, RANTSAL DÖNÜŞÜM MÜ?
Orhangazi'de "kentsel dönüşüm" başlığıyla kurulduğu açıklanan Kentsel Dönüşüm Ofisi, kamuoyuna deprem gerçeğine karşı bir hazırlık hamlesi olarak sunuldu. Belediye, ofisin Cumhuriyet Meydanı'nda hizmete girdiğini; uzman ekiplerin vatandaşlara teknik ve hukuki destek sağlayacağını ve sürecin "karşılıklı güven" temeliyle yürütüleceğini duyurdu.
Ne var ki sahadaki tablo, bu açıklamaların yarattığı güvenle örtüşmüyor. Orkent ve Soydaşkent sakinleri, sürecin en kritik başlıklarında netlik olmadığı görüşünde. Hak sahipleri, "dönüşüm" kavramının arkasına saklanan muğlaklığın her geçen gün daha fazla tedirginlik ürettiğini; dedikodu, söylenti ve kulis bilgisinin yerini yazılı bilgiye ve bağlayıcı takvime bırakmadığını ifade ediyor.
Bu haber, iddiaları kesin hükme bağlamak için değil, kamu yararı gereği şeffaflık talebini kayıt altına almak, soruları derlemek ve cevap hakkını işletmek için hazırlanmıştır.
OFİS AÇILDI, PEKİ SÜRECİN YOL HARİTASI NEREDE?
Belediyenin duyurusuna göre kentsel dönüşüm çalışmaları 17 Şubat 2025 itibarıyla "resmen başlatıldı"; ayrıca "Kentsel Dönüşüm A.Ş." kurulduğu, muhtarlar, STK'lar, siyasi parti temsilcileri ve inşaat sektörüyle görüşmeler yapıldığı belirtildi.
Ancak dönüşümde asıl belirleyici olan, bina ve alan bazlı somut adımlardır. Vatandaşın görmek istediği; broşür, slogan, ofis tabelası değil, aşağıdaki gibi hukuki ve teknik temelli bir yol haritasıdır:
* Hangi alanlar riskli yapı veya riskli alan kapsamına giriyor?
* Hangi raporlar hazırlandı, kim hazırladı, hangi standarda göre hazırlandı?
* Hak sahiplerinin mali yükü, ödeme planı, metrekare denkleştirmesi, şerefiye farkı nasıl belirlenecek?
* Dönüşüm süresince kira desteği, taşınma yardımı, geçici konut çözümü olacak mı?
* Süreç TOKİ ile yürütülecekse protokolün ana çerçevesi nedir, hak sahiplerine yazılı teminatlar neler?
Bu başlıklar netleşmediği sürece "kentsel dönüşüm" kelimesi vatandaşın zihninde bir güven projesi olmaktan çıkar, mülkiyet kaygısının adı haline gelir.
ORKENT VE SOYDAŞKENT: KÂĞIT ÜSTÜNDE "START", SAHADA "ENDİŞE"
Bursa yerel basınında yer alan haberlere göre Orkent ve Soydaşkent'te dönüşüm sürecinin TOKİ tarafından yürütüleceği, iki sitede toplam 1040 konut bulunduğu ve yapıların 1990'lı yılların başında inşa edildiği aktarıldı.
Başka bir haberde ise, bölgelerin sosyal ve tarihî niteliği vurgulanırken dönüşümün teknik açıdan olumlu bir adım sayılabileceği; ancak vatandaşların "ekonomik yük" ve "adalet" kaygısının öne çıktığı; kira desteği talebinin yüksek sesle dile getirildiği ifade edildi.
Sahada konuşulan temel mesele şudur:
Dönüşüm depreme hazırlık için mi yürütülüyor, yoksa ekonomik denklemler şeffaf kurulmadığı için hak sahipleri yeni bir borç sarmalına mı itilmek isteniyor?
Bu sorunun cevabı; sloganlarla değil, açık maliyet tabloları, bağımsız değerleme raporları, şeffaf metrekare eşleştirme modeli ve yazılı güvenceyle verilebilir.
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN KIRMIZI ÇİZGİSİ: KAMU YARARI, EŞİTLİK, YAZILI GÜVENCE
Kentsel dönüşüm; bir "inşaat işi" değil, mülkiyet hakkını, barınma hakkını, şehir hakkını ve sosyal adaleti doğrudan ilgilendiren kamu politikasıdır. Bu nedenle yerel yönetimin yükümlülüğü, en başta belirsizliği azaltmak ve eşitlik algısını güçlendirmektir.
Orkent ve Soydaşkent'te vatandaşın tedirginliğini büyüten temel başlıklar şunlar:
* Şeffaflık eksikliği: Görüşmelerin içeriği, protokol taslakları, hak sahipliği modeli kamuoyuyla paylaşılmıyor.
* Maliyet belirsizliği: Kimin ne kadar ödeyeceği, hangi kriterle belirleneceği net değil.
* Zaman belirsizliği: Yıkım, tahliye, teslim takvimi, etaplar açıklanmıyor.
* Sosyal koruma belirsizliği: Kira desteği, taşınma yardımı, geçici barınma mekanizması belirsiz.
Bu belirsizlik, deprem riskine karşı "güvenli yapı" hedefini gölgeliyor. Çünkü vatandaş güven duymazsa dönüşümün toplumsal rızası oluşmaz.
RANTSAL DÖNÜŞÜM ŞÜPHESİ NEDEN DOĞUYOR?
Kamuoyunda "rantsal dönüşüm" şüphesini doğuran şey tek başına dönüşüm kararı değildir. Şüphe; sürecin yönetilme biçiminden, soruların cevapsız kalmasından ve imar düzenlemeleriyle eş zamanlı tartışmalardan beslenir.
Orhangazi'de bu şüpheyi büyüten iki ana neden öne çıkıyor:
Birincisi, dönüşümün ekonomik modelinin şeffaf kurulmaması.
İkincisi, imar planı tartışmalarının ilçede sürekli gündemde olması ve bazı bölgelerde "ticari alan", "sanayi alanı" gibi plan kararlarının kamuoyunda yüksek hassasiyet yaratması.
Bu noktada, Süpürgelik Mevkii örneği dikkat çekiyor. Orhangazi'de Süpürgelik Mevkii'nde planlanan "Yeni Sanayi Sitesi" için hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların Bursa İdare Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği haberlerde yer aldı. İptal sonrası belediyenin itiraza konu maddeyi düzenleyip yeni plan çalışması yapacağını bildirdiği de aktarıldı.
Vatandaşın zihnindeki soru burada sertleşiyor:
Eğer ilçede bazı plan kararları mahkeme iptallerine konu olabiliyorsa, dönüşüm başlığı altındaki her adım daha yüksek şeffaflıkla yürütülmek zorundadır. Aksi halde iyi niyetli adımlar bile şaibe tartışmasına çekilir.
"AYDIN AİLESİ" İDDİALARI: BELEDİYE BAŞKANINA DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜK NEDİR?
Kamuoyunda dillendirilen iddiaların bir kısmı, Belediye Başkanı Bekir Aydın'ın birinci derece yakınlarıyla ilgili olduğu ileri sürülen arazi ve arsa hareketleri üzerinde yoğunlaşıyor. Bu haberde geçen bu kısım, bir suç isnadı olarak değil; kamu yararı kapsamında sorulan sorular ve şeffaflık talebi olarak ele alınmaktadır.
Vatandaşın yönelttiği soru şudur:
Dönüşüm ve imar kararları, herhangi bir şekilde belediye başkanının birinci derece yakınlarının mülkiyetleriyle kesişiyor mu, kesişiyorsa çıkar çatışması nasıl önleniyor?
Bu soruyu "kişisel saldırı" diye niteleyip geçmek yerine, yapılması gereken kurumsal refleks şudur:
* İddialara yazılı ve belgeli yanıt vermek,
* Süreçte çıkar çatışması riskini ortadan kaldıracak tedbirleri açıklamak,
* Karar alma mekanizmalarında şeffaf denetim izini güçlendirmek.
Çünkü yerel yönetimde asıl mesele yalnızca hukuka uygunluk değildir; aynı zamanda kamu vicdanında "eşitlik" ve "tarafsızlık" algısını korumaktır.
MAHMUDİYE VE SEVGİNİN ALTI: "KİMLER YA DA NE VAR" SORUSU NEDEN ÖNEMLİ?
Mahmudiye Köyü ve "Sevginin Altı" olarak anılan bölgeye ilişkin sorular, kamuoyunda "kimler, hangi amaçla, neyin hazırlığını yapıyor" biçiminde dolaşıyor. Bu tür soruların büyümesinin ana nedeni, resmî açıklamanın ya hiç yapılmaması ya da genel ifadelerle geçiştirilmesidir.
Burada belediyenin kamuoyunu rahatlatacak açıklama çerçevesi açık olmalıdır:
* Bu bölgelerde belediyenin plan notu, nazım plan, uygulama planı düzeyinde çalışması var mı?
* Varsa plan değişikliğinin gerekçesi nedir, kim talep etti, hangi kurum görüşleri alındı?
* Mülkiyet dağılımı, kamu taşınmazları ve özel mülkiyet ilişkisi nasıl?
* Ticari alan, sanayi alanı, lojistik alan gibi dönüşümler gündemde mi?
Bu sorular cevaplanmadıkça, belirsizlik kendi kendini büyütür.
VATANDAŞIN İSTEDİĞİ ŞEY BASİT: SÖZ DEĞİL, BELGE
Orkent ve Soydaşkent'te yaşayanların "cevap" beklentisi soyut değil, son derece somut. Şu belgeler ve bilgiler kamuoyuna açıklandığı gün, tartışmanın rengi değişir:
1. TOKİ ile yürütülecekse protokolün temel hükümleri
   Görev paylaşımı, maliyet kalemleri, teslim süresi, hak sahipliği modelinin özeti.
2. Bağımsız değerleme ve maliyet şeffaflığı
   Mevcut dairelerin değerleme yöntemi, yeni dairelerin maliyeti, şerefiye farkı kriterleri.
3. Kira desteği ve geçici barınma planı
   Kimlere, ne kadar, hangi süreyle, hangi şartlarda destek verileceği.
4. Etap etap takvim
   Tahliye, yıkım, temel, kaba inşaat, ince iş, teslim gibi aşamaların hedef tarihleri.
5. İtiraz ve uzlaşmazlık mekanizması
   Hak sahibinin itiraz edeceği merciler, süreler, arabuluculuk ve uzlaşma süreçleri.
Belediyenin "güven" vurgusu yaptığı bir süreçte güvenin dili belgedir.
HUKUKA UYGUN SERT SORU: NEDEN NET CEVAP YOK?
Sayın Bekir Aydın'a yöneltilen eleştirinin merkezinde şu var:
Ofis açıldı, süreç "resmen başladı" denildi, "teknik ve hukuki destek" vaadi verildi; buna karşın Orkent ve Soydaşkent'te hak sahiplerinin elinde hâlâ bağlayıcı bir yol haritası yok.
Bu tablo, iyi yönetilen bir dönüşüm programının değil, iletişimi zayıf ve riskleri büyüten bir sürecin işaretidir.
BEKİR AYDIN'A AÇIK ÇAĞRI: SORULARA TEK TEK, BELGELERİYLE YANIT VERİN
Orhangazi'de dönüşüm meselesi, artık bir "ofis" faaliyeti olmaktan çıktı; kamu yönetimi sınavına dönüştü. Bu nedenle çağrı nettir:
* Orkent ve Soydaşkent için TOKİ sürecinin bütün temel parametrelerini kamuoyuna açıklayın.
* Hak sahiplerinin ekonomik yükünü, kira desteğini, metrekare eşleştirmesini şeffaflaştırın.
* İmar ve plan tartışmalarının hassas olduğu ilçede, Süpürgelik gibi örneklerde mahkeme iptallerinin yarattığı kamu kaygısını ciddiye alın; her plan adımını denetime açık yürütün.
* Aile bireyleriyle ilişkilendirilen iddialara "genel ifadelerle" değil, somut ve belgeli açıklamalarla cevap verin.
Orhangazi halkı, kentsel dönüşüm adı altında bir belirsizlik rejimi değil; deprem güvenliği hedefiyle yürüyen, adil, ölçülebilir ve denetlenebilir bir süreç görmek istiyor.
Bu haber kapsamında, Orhangazi Belediyesi ve Sayın Bekir Aydın'ın yanıt ve açıklamalarına açık şekilde yer verilecektir. Cevap hakkı saklıdır.
YORUM HABER MUHARREM DEĞİRMEN / 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.