HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 OCAK 2026, ÇARŞAMBA

UĞUR MUMCU CİNAYETİNİN AYDINLATILMASI İÇİN SEDAT PEKER’İN ATTIĞI ADIMI NEDEN DOSTLARI ATAMADI?

28.01.2026 01:09
UĞUR MUMCU CİNAYETİNİN AYDINLATILMASI İÇİN SEDAT PEKER’İN ATTIĞI ADIMI NEDEN DOSTLARI ATAMADI?
UĞUR MUMCU CİNAYETİNİN AYDINLATILMASI İÇİN SEDAT PEKER’İN ATTIĞI ADIMI NEDEN DOSTLARI ATAMADI?
Uğur Mumcu'nun katledilişinin 33. yılı dolayısıyla Yalova Belediyesi tarafından düzenlenen anma programı ve gazeteci Deniz Zeyrek'in katılımıyla gerçekleşen konferans, yalnızca bir anma etkinliği olarak kalmadı. Program, Araştırmacı Gazeteci, 3. Göz Medya Genel Koordinatörü İrfan Aydın'ın yönelttiği çarpıcı soru ile Türkiye'nin en karanlık dosyalarından biri olan Uğur Mumcu cinayetini yeniden ve yüksek sesle tartışmaya açtı.
Aydın'ın, "Uğur Mumcu cinayetinin aydınlatılması için Sedat Peker'in attığı adımı neden dostları atamadı?" sorusu, salonda derin bir sessizlik yarattı. Bu soru, yalnızca geçmişe değil, bugünün gazeteciliğine, siyasetine ve adalet sistemine yöneltilmiş açık bir vicdan çağrısı olarak yankı buldu.
GERÇEK VE NAMUSLU GAZETECİLİK TARTIŞMASI UĞUR MUMCU ÜZERİNDEN AÇILDI
İrfan Aydın, sözlerine Uğur Mumcu'nun gazetecilik mirasını hatırlatarak başladı. Mumcu'nun yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda gerçeğin peşinde bedel ödemeyi göze alan bir aydın olduğunu vurgulayan Aydın, aradan geçen otuz yılı aşkın süreye rağmen cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılamamış olmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Aydın, kendisini namuslu gazeteci olarak tanımlayan medya mensuplarının dahi bu konuda yeterince sorumluluk almadığını açık ifadelerle eleştirdi. Anmaların çoğu zaman sembolik kaldığını, asıl sorulması gereken soruların ötelenmeye devam ettiğini söyledi.
BEN BU MESLEKTE BEDEL ÖDEMİŞ BİR GAZETECİYİM
Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden birinde İrfan Aydın, kendi yaşamından örnekler vererek sözlerinin kişisel bir hesaplaşma değil, mesleki bir tanıklık olduğunu vurguladı. Haberleri nedeniyle kurşunlandığını, cezaevinde kaldığını ve buna rağmen gazetecilikten vazgeçmediğini belirten Aydın, yaşadıklarının onu susmaya değil, daha yüksek sesle konuşmaya ittiğini ifade etti. Bu çerçevede Sedat Peker ile geçmişte yaşadığı yüz yüze gelmişliği ve sonrasında gelişen süreci de ayrıntılarıyla anlattı.
ŞARTIM UĞUR MUMCU DOSYASINA KATKI SUNMASIYDI
İrfan Aydın, Sedat Peker ile yaşanan barışma sürecinde koyduğu en net ve tartışmasız şartın, Uğur Mumcu'nun katillerinin aydınlatılmasına katkı sunulması olduğunu kamuoyu önünde ilk kez bu açıklıkta dile getirdi. Aydın'a göre bu şart, kişisel bir beklenti değil, gazeteciliğin ve toplumsal sorumluluğun bir gereğiydi.
Peker'in bu şartı kabul ettiğini ve bir yayında Uğur Mumcu cinayetine ilişkin son derece kritik açıklamalar yaptığını belirten Aydın, bu açıklamaların Türk medyasında bugüne kadar yazılmaya cesaret edilemeyen gerçekleri içerdiğini söyledi.
YAZILAMAYAN İSİMLERİ AÇIKÇA İŞARET ETTİ
Aydın, söz konusu yayında dile getirilen bilgilerin, Uğur Mumcu cinayetinin arka planına dair çok net işaretler taşıdığını vurguladı. Ancak asıl hayal kırıklığının bu noktadan sonra yaşandığını belirten Aydın, medyanın ve siyasetin sessizliğine dikkat çekti.
Bu açıklamaların ardından başta Demokratik Sol Parti Genel Başkanı olmak üzere birçok siyasi aktörle birebir görüşmeler yaptığını söyleyen Aydın, "Beklediğimiz an geldi, gelin bu dosyanın üzerine gidelim. İçeriden bilgi geldi" çağrısında bulunduklarını ifade etti.
MEDYA VE SİYASETTEN GELMEYEN DESTEK
İrfan Aydın'a göre asıl sorun, bilgi eksikliği değil, irade eksikliğiydi. Yapılan çağrıların ne medyada ne de siyasette karşılık bulmadığını dile getiren Aydın, bu durumun Uğur Mumcu dosyasının neden hâlâ karanlıkta kaldığını açıkça gösterdiğini söyledi.
Bu noktada yönelttiği soru, salonu aşarak Türkiye kamuoyuna yöneldi: "Yüz yıl sonra da Uğur Mumcu'yu anarken, hesabını sormadan mı anmaya devam edeceğiz?"
DENİZ ZEYREK: BU DOSYA DEVLETİN KARANLIK DEHLİZLERİNE UZANIYOR
İrfan Aydın'ın sorusuna kapsamlı bir yanıt veren Deniz Zeyrek, Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili yürütülen soruşturmaları ve duruşmaları çok yakından takip ettiklerini belirtti. Ancak bu dosyanın sıradan bir cinayet dosyası olmadığının altını çizdi.
Zeyrek, Sedat Peker açıklamalarıyla birlikte Mehmet Ağar gerçeğine dikkat çekerek, "Bir tuğla çekildiğinde duvarın yıkılacağını herkes biliyor" ifadesini kullandı.
GERÇEKLER DEMOKRASİ VE HUKUK OLMADAN ORTAYA ÇIKMAZ
Deniz Zeyrek, devletin karanlık dehlizlerinde bu cinayetin izlerinin bulunduğunu herkesin bildiğini, ancak bunların açığa çıkmasının ancak güçlü bir demokrasi ve gerçek bir hukuk devletiyle mümkün olacağını vurguladı.
Bağımsız savcılar, işleyen bir adalet mekanizması ve siyasi baskılardan arındırılmış bir yargı olmadan bu tür dosyaların sonuçlandırılamayacağını ifade eden Zeyrek, mevcut koşulların bu süreci zorlaştırdığını söyledi.
YETERİNCE BEKLEDİK
Zeyrek, Türkiye'nin ileri demokrasiye geçmesi için uzun yıllardır beklediğini ve bu bekleyişin artık toplumsal bir sabır sınırına dayandığını belirtti. Buna rağmen umudunu koruduğunu dile getiren Zeyrek, değişimin kaçınılmaz olduğuna inandığını söyledi.
BU KEZ GÖRDÜĞÜMÜZ IŞIK TREN DEĞİL, ÇIKIŞ
Konuşmasının finalinde sıkça kullanılan tünelin ucundaki ışık benzetmesine atıfta bulunan Deniz Zeyrek, bu kez görülen ışığın bir tren değil, çıkış olduğuna inandığını ifade etti. Uğur Mumcu'nun gerçek katillerinin, azmettiricilerinin ve bu cinayetin arkasındaki karanlık yapıların herkesin göreceği yakın bir gelecekte ortaya çıkacağına olan inancını dile getirdi.
Yalova'da düzenlenen bu konferans, bir anma programı olmanın çok ötesine geçerek, Türkiye'nin hâlâ cevapsız kalan en ağır sorularından birini yeniden gündemin merkezine taşıdı. İrfan Aydın'ın sorusu ve Deniz Zeyrek'in yanıtı, Uğur Mumcu'nun yalnızca anılmak değil, hesabı sorulmak isteyen bir gazeteci olduğunu bir kez daha güçlü biçimde hatırlattı.
Haber-Muharrem Değirmen/ 3. Göz HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.