HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 29 NİSAN 2026, ÇARŞAMBA

Salih Turgut Mete’ye hayatta iken değer verin ORHANGAZİ NOTLARI 8

29.04.2026 00:00
Salih Turgut Mete'ye hayatta iken değer verin
Orhangazi'yi bir kenara bırakalım; Bursa spor kamuoyunun hafızasında bilgi, teknik ve tecrübesiyle yaşayan bir isim var: Salih Turgut Mete. Saha içindeki oyunu okuma becerisi, oyuncunun potansiyelini ilk bakışta sezebilme yeteneği ve yılların süzgecinden geçmiş antrenörlük refleksiyle, bu kentin yetiştirdiği en kıymetli spor adamlarından biri. Onun elinden geçen sporcuların sayısını kimse tam olarak hesaplayamaz; çünkü mesele sadece sayı değil, bıraktığı izdir. Bir gencin hayatına disiplin, karakter ve hedef koymak, onu sahaya kazandırmak ve hayata hazırlamak her antrenörün harcı değildir. Salih Turgut Mete bunu yıllardır yapıyor. Ancak ne yazık ki; kendisini "evim" dediği kulüplerden başlayarak Orhangazi spor camiasına, hatta yerel yönetime kadar uzanan geniş bir çerçevede, bu emeğin karşılığı verilmiş değil. Bu tablo yalnızca bir vefa eksikliği değil; aynı zamanda spor kültürüne bakışın sorgulanması gereken bir zaafıdır.
Türkiye'de alışkanlık haline gelmiş bir yaklaşım var: Değerleri yaşarken görmezden gelmek, kaybettikten sonra ise methiyeler düzmek. Oysa gerçek vefa, zamanında gösterilendir. Salih Turgut Mete gibi yaşayan bir değerin bilgi ve birikimi, yalnızca bir kulübün değil, tüm Orhangazi'nin ve hatta Bursa sporunun ortak kazanımıdır. Bu nedenle yapılması gereken bellidir: Kulüpler bu tecrübeyi sistemli biçimde değerlendirmeli, gençlik yapılanmalarında aktif rol verilmelidir. Yerel yönetimler ise bu emeği sadece sözle değil, somut adımlarla taçlandırmalıdır. Bir sokağa isminin verilmesi, bir spor tesisinde adının yaşatılması ya da resmi bir onurlandırma programı, geç kalınmış bir vefanın ilk adımı olabilir. Ancak asıl mesele, onun sahadaki aklını ve yılların birikimini geleceğe taşımaktır. Çünkü değer, yaşarken teslim edilirse anlamlıdır; geciken vefa ise sadece bir pişmanlık olarak kayıtlara geçer.
 
"Diyanet Topluyor, Orhangazi Duyamıyor"
Diyanet İşleri Başkanlığı ve yerelde onun uzantısı olan Türkiye Diyanet Vakfı üzerinden yürüyen mali yapı, yıllardır kamuoyunda yeterince şeffaf tartışılmayan başlıklardan biri olarak önümüzde duruyor. Orhangazi özelinde ise bu durum daha görünür bir hale gelmiş durumda. Her ay düzenli olarak toplanan bağışlar, fitreler, zekâtlar ve özellikle gurbetçilerden döviz cinsinden gelen katkılar ciddi bir ekonomik hacim oluşturuyor. Buna karşın kamuoyunun en temel sorusu hâlâ cevapsız: Orhangazi'de toplanan bu kaynakların ne kadarı yine Orhangazi'ye dönüyor? Vatandaş kendi imkânlarıyla cami inşa ediyor, öğrenci yurdu yapıyor, sosyal ihtiyaçları kendi içinde çözmeye çalışıyor. Bu tabloda Diyanet Vakfı'nın yereldeki somut katkısı nedir, hangi projelerle ilçeye dokunmuştur? Bu soruların açık, net ve belgeli bir şekilde cevaplanması artık bir tercih değil, kurumsal sorumluluktur.
İşin bir diğer boyutu ise doğrudan günlük hayatı etkileyen teknik yetersizliklerdir. Gazi Orhan Bey Camii başta olmak üzere merkezi sistemle yayın yapan camilerde hoparlör ve ses altyapısının ciddi sorunlar barındırdığı açıkça ortadadır. Ezanın anlaşılmadığı, selanın net duyulmadığı, sesin patladığı ya da tamamen kesildiği bir sistem 2026 Türkiye'sine yakışmamaktadır. Vatandaşın en temel dini duyuru aracı olan cami hoparlörlerinden verim alınamıyorsa burada teknik değil yönetsel bir sorun vardır. Çünkü kaynak var, imkân var; eksik olan planlama, denetim ve önceliklendirmedir.
Daha çarpıcı olan ise mahalle ölçeğinde yaşanan problemler. Yavuz Sultan Selim Camii gibi örneklerde ezanın defalarca kesildiği, sesin gidip geldiği, hatta bazen tamamen sustuğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Vatandaş ibadet çağrısını sağlıklı şekilde duyamıyor, sistem güven vermiyor. Bu durum sadece teknik bir arıza değil, aynı zamanda kurumsal itibar meselesidir. Diyanet, topladığı kaynakların bir kısmını en azından bu temel altyapıya ayırmak zorundadır. Çünkü mesele sadece ses sistemi değil; vatandaşın devlete, kuruma ve hizmete olan güvenidir. Bu yüzden çağrı nettir: Şeffaflık sağlanmalı, yerel katkılar açıklanmalı ve cami ses sistemleri acilen modernize edilmelidir.


Orhangazi siyasetinde birleşme sinyalleri
Orhangazi siyasetinde uzun süredir parçalı bir görüntü sergileyen muhalefetin, iki seçim döneminde yaşanan bölünmüşlük nedeniyle belediyeyi adeta kendi eliyle AK Parti'ye teslim ettiği yönündeki değerlendirmeler hâlâ tazeliğini korurken, bugün gelinen noktada aynı yapıların birleşme arayışına girmesi dikkat çekiyor. Elbette bu temasların nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecek ancak sahadaki en net ve en yüksek sesle dile getirilen soru değişmiyor: AK Parti'ye oy vermeyen ve desteklemeyen seçmen, "Madem bugün bir araya gelebiliyordunuz, iki dönem boyunca neden ayrı ayrı hareket ettiniz, hangi hesapların ve pazarlıkların içindeydiniz?" sorusuna açık, net ve ikna edici bir yanıt bekliyor. Zira kamuoyunda oluşan güven boşluğunun giderilmesi ve samimiyet iddiasının karşılık bulabilmesi için, geçmişteki dağınıklığın gerekçeleri ortaya konulmadan atılacak her adımın seçmen nezdinde sorgulanmaya devam edeceği açıkça görülüyor.

ORHANGAZİ'NİN SÖZÜ:
Ortak akılla, kapsayıcı bir anlayışla; herkesle konuşan, çözüm üreten bir siyaseti büyütmeye kararlıyız. Berna İL CHP Orhangazi İlçe Başkanı

NOSTALJİ…
Bir fotoğraf… Bazen tek başına bir dönemi anlatır. Kelimelerin yetmediği yerde susar ama hafızayı konuşturur. İşte o karelerden biri; Orhangazi Meydanı, yıl 1964-65… Bir baba ve bisiklet üzerinde bir çocuk. Yanlarında Hüseyin Amca'nın oğlu Ali Aras. Ama mesele sadece bir fotoğraf karesi değil; o karede saklı bir kasabanın ruhu.
Meydanın tam kalbinde, "Bisikletçi Hüseyin Amca"nın dükkânı… Sadece bir tamirhane değil, aynı zamanda mahallenin buluşma noktası. Çocukların gözünde özgürlüğün, pedal çevirmenin ve büyümenin ilk durağı. O dükkânın önünde durup geçen zamanı izleseniz, aslında Orhangazi'nin sosyal hayatının nasıl şekillendiğini de görürdünüz.
Hemen sol tarafta Ahmet Bey'in "Merkez Lokantası"… Bugünün kafeleriyle, zincir markalarıyla kıyaslanamayacak kadar sahici bir yer. İlçede tek televizyonun bulunduğu mekân. İnsanlar sadece yemek yemeye değil, dünyayı izlemeye giderdi oraya. Bir haber bülteni, bir maç yayını… Ama asıl izlenen, birlikte olmanın kendisiydi. Baba ile çocuğun yan yana oturup televizyon seyrettiği o anlar, bugün kaybettiğimiz bir kültürün sessiz tanıklarıdır.
Sağ tarafta ise dönemin en bilinen duraklarından biri: Salih Güzel'in gazete bayii ve kırtasiyesi. Sadece gazete satılan bir yer değil; bilgiye açılan bir kapıydı. İlçenin kültür hayatına yön veren, gençlerin defter aldığı, büyüklerin gazete karıştırdığı, memleket meselelerinin konuşulduğu bir merkez… Orhangazi'nin hafızasında iz bırakan mekânlardan biri.
Yol uzar gider… Karşınıza Rıza Amca'nın mütevazı kırtasiyesi çıkar. Büyük vitrinleri yoktur belki ama samimiyeti vardır. Herkesin bir şekilde uğradığı, bir ihtiyacını giderdiği, belki de iki kelam ettiği bir yer.
Soldan ara sokağa saptığınızda ise başka bir dünya başlar. Tekke ve Cami-i Kebir Mahallesi'ne çıkan o cadde… Şevket Usta'nın tatlı ve pasta kokularıyla dolu dükkânı, Çoklar'ın ekmek fırınından yayılan taze ekmek kokusu… Ve hemen karşısında yazlık sinema. İsmi belki unutulmuş olabilir ama o sinemanın beyaz perdesine yansıyan anılar hâlâ zihinlerde. Açık havada izlenen filmler, yaz akşamlarının serinliğinde paylaşılan heyecanlar…
Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu fotoğrafın anlattığı şey aslında çok net: Orhangazi bir zamanlar sadece bir yerleşim yeri değil, yaşayan bir hafızaydı. Esnafıyla, sokaklarıyla, kokularıyla, sesleriyle… Her köşesi bir hikâye anlatıyordu.
Şimdi o dükkânların birçoğu yok. Yerlerine yenileri geldi, isimler değişti, yüzler değişti. Ama o ruh… İşte mesele o ruhu koruyabilmekte. Çünkü şehirler binalarla değil, hatıralarla ayakta kalır.
Bir fotoğrafın hatırlattıkları bazen bir ömre bedeldir. Ve o hatıralar, bize sadece geçmişi değil, kaybetmememiz gereken değerleri de anlatır.
 
Orhangazi Notları - Muharrem DEĞİRMEN / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.