HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 29 NİSAN 2026, ÇARŞAMBA

EĞİTİMDE DERİNLEŞEN KRİZ VE GÖRMEZDEN GELİNEN GERÇEKLER

29.04.2026 00:00
‎Son günlerde okullarda yaşanan üzücü olaylar, aslında uzun süredir biriken sorunların artık görmezden gelinemeyecek hale geldiğini gösteriyor. Bu mesele birkaç "münferit olay" olarak geçiştirilecek kadar basit değil; eğitim sisteminin yapısal bazı eksikleri olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
‎Bir yandan akademik başarıya aşırı odaklanmış, sınav merkezli bir yapı var. Çocuklar sürekli yarış içinde, sürekli bir baskı altında. Ama aynı sistem, onların duygusal gelişimini, değerler eğitimini ve psikolojik sağlamlığını yeterince desteklemiyor. Sonuçta karşımıza; iletişim kurmakta zorlanan, öfke kontrolü zayıf, empati eksikliği yaşayan gençler çıkabiliyor.
‎Öğretmenler cephesinde de durum farklı değil. Artan iş yükü, azalan otorite, veli baskısı ve sistemsel belirsizlikler öğretmenin sınıf içindeki etkisini zayıflatıyor. Okul, sadece bilgi aktarılan bir yer haline gelirken; rehberlik, karakter gelişimi ve sosyal denge ikinci plana itiliyor.
‎Bir diğer önemli konu ise aile faktörü. Eğitim sadece okulun işi değil. Ailede başlayan değerler eğitimi, okulda desteklenmediğinde ya da tam tersi olduğunda çocuk ciddi bir kimlik karmaşası yaşayabiliyor. Üstüne bir de dijital dünyanın kontrolsüz etkisi eklenince tablo daha da karmaşık hale geliyor.
‎Kısacası mesele disiplin eksikliği ya da tek bir politika hatası değil; bütüncül bir yaklaşım eksikliği. Eğitim sistemi sadece "bilgi öğreten" değil, "insan yetiştiren" bir yapıya dönmeden bu tür olayların önüne geçmek zor.
‎Tüm bunları göz önüne aldığımızda Türkiye'de eğitim sistemi artık tartışılan bir alan olmaktan çıktı; sorgulanan bir yapıya dönüştü. Çünkü ortada kronikleşmiş bir gerçek var.Sorunlar konuşuluyor ama çözümler sürekli erteleniyor. Her değişiklik "reform" diye sunuluyor, ama sahada karşılığı yok.
‎Zorunlu eğitim yıllardır kutsal bir dokunulmazlık gibi ele alınıyor. Oysa mesele çocukları okulda ne kadar tuttuğumuz değil, o sürede ne verdiğimizdir. Yıllarını sıralarda geçiren ama ne meslek edinen ne de temel beceriler kazanan bir gençlik gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu tabloyu görmeden süre tartışması yapmak, sorunu ıskalamaktır.
‎Liseye geçiş sistemi ise ayrı bir açmaz. Tek bir sınavla çocukların kaderini belirlemek, onları bir yarış atına çevirmekten başka bir işe yaramıyor. Oysa bir öğrencinin gelişimini en yakından takip eden öğretmendir. Öğretmen görüşü bu sürece mutlaka dahil edilmelidir. Ancak bu değerlendirme keyfî değil; ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır. Aksi halde adalet yerine tartışma üretir.
‎"Yeni nesil matematik" adıyla sunulan yaklaşım da ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Matematiğin amacı düşündürmektir, evet. Ama temeli olmayan bir öğrenciyi karmaşık problemle baş başa bırakmak, onu geliştirmez; tamamen uzaklaştırır. Bugün birçok çocuk matematikten anlamadığı için değil, korktuğu için kopuyor. Bu yaklaşım, yöntem olarak yeniden ele alınmak zorundadır.
‎Ve en temel gerçek olarak her çocuk akademik olmak zorunda değildir.
‎Eğitim sistemi hâlâ tek tip başarı anlayışına sıkışmış durumda. Sınavda başarılı olan "iyi", diğerleri "yetersiz" olarak etiketleniyor. Oysa hayat bu kadar dar bir çerçeveye sığmaz. El becerisi yüksek, üretken, pratik zekâya sahip binlerce çocuk; bu sistem içinde kendine yer bulamıyor.
‎Çözüm, çocukları erken yaşta elemek değil; doğru yönlendirmektir. Ortaokuldan itibaren uygulamalı dersler, mesleki modüller ve beceri temelli seçenekler sunulmalıdır. Öğrenci kendini tanımalı, neye yatkın olduğunu keşfetmelidir. Akademik yol da olmalı, mesleki yol da… Ama bu bir zorunluluk değil, bilinçli bir tercih olmalıdır.
‎Sonuç olarak Eğitim sistemi herkesi aynı noktaya götürmeye çalışmamalı, herkesi kendi potansiyeline ulaştırmalıdır.

"Eğim İçin Ortak Akıl: İrfan Aydın'ın Çalıştay Önerisine Tam Not"
Orhangazi'de eğitim üzerine bir çalıştay önerisi… Kulağa sıradan bir bürokratik başlık gibi gelebilir. Oysa bu öneri, yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen "ortak akıl" ihtiyacının somut bir karşılığıdır.
‎Üçüncü Göz Gazetesi'nin de dikkat çektiği gibi, İrfan Aydın'ın bu çağrısı sadece bir toplantı önerisi değil; eğitimi sahada yaşayanların söz hakkı talebidir. Çünkü eğitim artık masa başında alınan kararlarla değil, sahadaki gerçeklerle şekillenmek zorunda.
‎Orhangazi gibi dinamik bir ilçede yapılacak böyle bir çalıştay; öğretmeni, veliyi, öğrenciyi ve yöneticiyi aynı masada buluşturma fırsatı sunar. Sorunları konuşmak kadar, çözümü birlikte üretmenin de kapısını aralar.
‎Bugün en çok ihtiyacımız olan şey yeni bir reform değil; doğru bir zeminde, samimi bir yüzleşme. Bu yüzden bu öneri değerlidir. Çünkü doğru soruları sormadan, doğru cevaplara ulaşamayız.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•EĞİTİMDE DERİNLEŞEN KRİZ VE GÖRMEZDEN GELİNEN GERÇEKLER 29 00:00:00.04.2026
•OKULLAR MI DEĞİŞTİ? ‎YOKSA BİZMİ KÖR OLDUK? ‎BU GİDİŞİN SONU FELAKET... 21 00:00:00.04.2026
•“Haydar Baş’ın Fikirleri Neden Hâlâ Gündemde?” 14 00:00:00.04.2026
•BİR NESLİ KAYBEDİYORUZ, ‎KİMSE FARKINDA DEĞİL.. 07 00:00:00.04.2026
•ÜÇÜNCÜ GÖZ GAZETESİ HALKIN VİCDANIDIR. 01 00:00:00.04.2026
•Sokaktan Sınıfa: Küfrün Normalleştiği Ülke” 26 00:00:00.03.2026
•ATATÜRK Çanakkale’dir, Çanakkale de ATATÜRK'TÜR 17 00:00:00.03.2026
•ÇOCUKLARI VE GENÇLERİ KORUMADA 3.GÖZ GAZETESİNİN HASSASİYETİ. 11 00:00:00.03.2026
•ESKİ VE YENİ TÜRKİYE DE EĞİTİM ANLAYIŞI 04 00:00:00.03.2026
•PROJE ÇÖPLÜĞÜNE DÖNEN OKULLARIMIZ 25 00:00:00.02.2026
•ORHANGAZİDE BİR ZAMANLAR BİR OKULDAN TEKRARI YAPILAMAYAN ULUSLARARASI HALK OYUNLARI FESTİVALİ DÜZENLEME BAŞARISI. 18 00:00:00.02.2026
•TÜRKİYE VE ORHANGAZİDE ÖZEL OKUL GERÇEĞİ. 10 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı" 03 00:00:00.02.2026
•EĞİTİMDE MAKYAJ, SINAVDA ÇÖKÜŞ ‎(TAKTİRNAMELİ ÇÖKÜŞ) 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ HUKUKA AYKIRI Mİ YÖNETİLİYOR? 20 00:00:00.01.2026
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.