HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 OCAK 2026, SALI

“ORHANGAZİ’DE YAŞAM ALANLARI KUŞATMA ALTINDA”

Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı Şule Tuntaş: "Maden Ocağı Köyün İçine Girdi"
 
27.01.2026 12:12
“ORHANGAZİ’DE YAŞAM ALANLARI KUŞATMA ALTINDA”
“ORHANGAZİ’DE YAŞAM ALANLARI KUŞATMA ALTINDA”
Bursa'nın Orhangazi ilçesinde maden ve taş ocaklarının yerleşim alanlarına kadar ilerlemesi, artık yalnızca çevresel bir tahribat değil; doğrudan yaşam hakkını tehdit eden bir şehircilik krizine dönüşmüş durumda. Kutlu Parti Çevre, Şehircilik ve İskân Politikaları Başkanı, Şehir Plancısı Şule Tuntaş, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla Orhangazi'de giderek büyüyen bu tehlikeye dikkat çekti ve yaşananları "yaklaşan bir felaket" olarak tanımladı.
Tuntaş, Orhangazi'de maden ve taş ocaklarının artık dağın tepesinde ya da yerleşimlerden uzakta olmadığını vurgulayarak, faaliyetlerin doğrudan köylerin, mahallelerin ve yaşam alanlarının içine kadar girdiğini belirtti. Evlerin dibinde, camilerin, okulların ve tarım alanlarının hemen yanı başında yürütülen madencilik faaliyetlerinin, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
BU TABLO ARTIK SADECE ÇEVRE MESELESİ DEĞİL, YAŞAM HAKKI SORUNUDUR"
Kutlu Parti Çevre, Şehircilik ve İskân Politikaları Başkanı Şehir Plancısı Şule Tuntaş açıklamasında, ortaya çıkan tablonun yalnızca doğa tahribatı olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olacağını belirtti. Fotoğraflar ve resmi haritaların, Orhangazi'deki maden faaliyetlerinin geldiği noktayı açıkça gözler önüne serdiğini ifade eden Tuntaş, bu durumun şehircilik ilkeleri, halk sağlığı ve yaşam hakkı açısından alarm verdiğini söyledi. Tuntaş, "Bu tablo artık sadece bir çevre sorunu değildir; şehircilik, halk sağlığı ve yaşam hakkı sorunudur" sözleriyle, Orhangazi'de yaşananların çok boyutlu bir kriz haline geldiğini vurguladı.
UYDU GÖRÜNTÜLERİ VE RUHSAT HARİTALARI ÜRKÜTÜCÜ GERÇEĞİ ORTAYA KOYUYOR
Açıklamasında uydu görüntüleri ve ruhsat haritalarına dikkat çeken Tuntaş, Orhangazi'de maden faaliyetlerinin sistematik biçimde genişletildiğini belirtti. Yapılan incelemelere göre eski ruhsat alanlarının genişletildiğini, yeni ruhsat alanlarının ise köy ve mahalle sınırlarına kadar dayandığını ifade etti.
En çarpıcı tespitlerden birinin ise mevcut maden ve taş ocaklarının Nadır Kaynağı su toplama havzası ile iç içe geçmiş olması olduğunu vurgulayan Tuntaş, bunun Orhangazi'nin içme suyunu doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Patlatmalı madenciliğin, kentin su kaynaklarını besleyen alanlarda yapılmasının şehircilik açısından açık bir alarm durumu olduğunu ifade etti.
ŞEHİRCİLİK AÇISINDAN BU NE ANLAMA GELİYOR?
Şehircilikte temel kuralın son derece açık olduğunu belirten Tuntaş, sanayi ve madencilik faaliyetlerinin yerleşim alanlarından uzak tutulması gerektiğini hatırlattı. Ancak Orhangazi'de bu temel ilkenin tamamen tersine bir uygulama ile karşı karşıya kalındığını dile getirdi.
Mevcut durumda taş ocaklarının evlere yalnızca 70 ila 200 metre mesafede faaliyet gösterdiğini, konkasör tesislerinin TOKİ konutlarının hemen yanında kurulduğunu, ağır tonajlı kamyonların mahalle içi yollardan geçtiğini ve patlatmalar nedeniyle cami, ev ve okul duvarlarında çatlaklar oluştuğunu belirtti.
Tuntaş'a göre bu tablo basit bir planlama hatası değil; planlamanın ve mevzuatın fiilen devre dışı bırakılması anlamına geliyor.
BU SADECE TAŞ OCAĞI DEĞİL
TOZ, GÜRÜLTÜ, SU KİRLİLİĞİ VE HASTALIK DEMEKTİR
Tuntaş, taş ocaklarının yalnızca taş üretmediğini, beraberinde ciddi sağlık ve çevre sorunlarını da getirdiğini ifade etti. Madencilik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan tozun, özellikle 2,5 mikronun altındaki parçacıklar nedeniyle akciğerde kalıcı hasar oluşturduğunu vurguladı.
Sürekli patlatmaların ve yoğun gürültünün hem fiziksel hem de psikolojik zararlar verdiğini belirten Tuntaş, Orhangazi'nin karstik yapısı nedeniyle su kirliliğinin çok kısa sürede yeraltı ve yüzey sularına ulaştığını söyledi.
Bilimsel raporlara göre Nadır Kaynağı'na bırakılan bir boyanın 36 saat içerisinde kaynağa ulaştığını hatırlatan Tuntaş, bugün kirlenen alanların yarın doğrudan musluklardan akacağına dikkat çekti.
RUHSATLARIN KAÇINDA GERÇEKTEN ÇED VAR?
Orhangazi'de bugüne kadar yaklaşık 1600 ruhsat ve izin verildiğini açıklayan Tuntaş, bu ruhsatların büyük bölümünde "ÇED Gerekli Değildir" kararı bulunduğunu ifade etti. Bunun, halkın görüşü alınmadan, bilim insanları dinlenmeden ve meslek odaları sürece dahil edilmeden verilen kararlar anlamına geldiğini söyledi.
Jeoloji mühendisleri, çevre mühendisleri, arkeologlar ve koruma kurullarının devre dışı bırakıldığını belirten Tuntaş, yerinde ve etkili denetim yapılmadan ruhsat verilmesinin Orhangazi'yi telafisi mümkün olmayan bir sürece sürüklediğini vurguladı.
KÖYÜN ORTASINDA MADEN OLUR MU?
Bugün Orhangazi'de maden ocaklarının fiilen yerleşim alanlarının içine girdiğini belirten Tuntaş, bunun günlük hayata yansımasının son derece ağır olduğunu ifade etti. Çocukların oyun oynarken toz soluduğunu, yaşlıların patlatma saatlerini ezbere bildiğini, çiftçilerin tarlalarına giremediğini ve evlerin çatladığını söyledi.Tüm bu yaşananlara rağmen sorumluluk alan herhangi bir kurum bulunmadığını vurgulayan Tuntaş, yaşananların bir kaza değil, bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti.
ASIL SORU ŞU: BU GİDİŞATA KİM "DUR" DİYECEK?
Şehir Plancısı Şule Tuntaş açıklamasında yetkililere açık bir soru yöneltti. Bakanlık mı, belediye mi, il müdürlükleri mi bu gidişata dur diyecek, yoksa her şey mevzuata uygun denilerek herkes kenara mı çekilecek?
Şehircilik anlayışının rantı değil yaşamı korumak için var olduğunu vurgulayan Tuntaş, bir ilçenin suyunun, havasının ve toprağının birkaç şirketin kâr hanesine yazılamayacağını ifade etti.
BU SADECE ORHANGAZİ'NİN DEĞİL
TÜM BÖLGENİN VE HAVZANIN MESELESİ
Orhangazi'de yaşananların yalnızca ilçe ile sınırlı olmadığını belirten Tuntaş, bu sürecin İznik Gölü'nü, Marmara Havzası'nı, Bursa'nın içme suyunu ve tarım ile gıda güvenliğini doğrudan etkilediğini söyledi. Bugün Orhangazi susarsa, yarın herkesin susuz kalacağı uyarısında bulundu.
BU BİR İTİRAZ DEĞİL
TARİHE DÜŞÜLEN BİR KAYITTIR
Tuntaş açıklamasında, bu metnin yalnızca bir itiraz olmadığını, aynı zamanda tarihe düşülen bir kayıt olduğunu vurguladı. Bugün kim neye imza attıysa, yarın bunun hesabının sorulacağını belirten Tuntaş, şehirlerin unutmadığını, toprağın sustuğunu ama kaydettiğini, suyun aktığını ama iz bıraktığını ifade etti.
Ve bir gün herkesin önüne şu sorunun geleceğini söyledi:
"Bu taş ocakları köyün içine girerken siz neredeydiniz?"
YASA VE MADENCİLİK GERÇEĞİ
ORHANGAZİ İÇİN YENİ VE DAHA BÜYÜK TEHDİT
Şule Tuntaş, açıklamasının son bölümünde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen ve uluslararası basında da yer bulan tartışmalı madencilik düzenlemesine dikkat çekti. Yeni mevzuatla birlikte ÇED, orman ve imar izin süreçlerinin hızlandırıldığını, 48 aya kadar sürebilen süreçlerin 18 aya indirildiğini hatırlattı.
En tartışmalı noktanın ise tarım arazileri ve zeytinlikler için hızlandırılmış kamulaştırma yolunun açılması olduğunu belirten Tuntaş, Muğla'daki Akbelen, Yatağan ve Kemerköy örneklerinin Orhangazi için ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.
BU, DOĞAYA DEĞİL YAŞAMA SAHİP ÇIKMA MESELESİDİR
Açıklamasını sert ve net bir ifadeyle tamamlayan Şule Tuntaş, şirketlere kazanç sağlayan ancak halka yıkım getiren bu kapitalist ve sömürgeci madencilik anlayışına karşı mücadele edilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Geri dönüşü olmayan sosyal ve çevresel yıkımlar yaşanmadan bu sürecin durdurulması gerektiğini belirterek, bunun doğaya sahip çıkmak kadar yaşama sahip çıkma meselesi olduğunu ifade etti.
HABER-MUHARREM DEĞİRMEN / 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.