HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 MART 2026, ÇARŞAMBA

Pusula mı, Proje mi? Tarihin Siyasal Kullanımı

04.03.2026 08:37
Pusula mı, Proje mi? Tarihin Siyasal Kullanımı
Pusula mı, Proje mi? Tarihin Siyasal Kullanımı
Ulaştırma ve Altyapı eski Bakanı Dr. Oktay Vural, TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı raporu tarih anlayışı ve siyasal yaklaşım açısından kapsamlı biçimde değerlendirdi. "Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihî Kökleri ve Kardeşlik Hukuku" başlığı altında kullanılan ifadelerin, yalnızca akademik bir tarih yorumu değil; aynı zamanda geleceğe dönük bir siyasal tasarımın parçası olduğunu ortaya koydu.
Tarih Yorumu mu, Siyasal İnşa Aracı mı?
Raporda yer alan "Tarihi bugünün anlayışıyla yeniden yorumlamak ve geleceği bu iradeyle kurmak mecburiyetindeyiz" ifadesi, Vural'a göre iki farklı tarih yaklaşımı arasındaki kırılmayı açık biçimde gözler önüne seriyor. Birinci yaklaşım, tarihi kendi döneminin koşulları içinde ele alan, anakronizmden kaçınan bilimsel tarihçilik anlayışı olarak tanımlanıyor. İkinci yaklaşım ise geçmişi bugünkü siyasal hedeflere göre yeniden kurgulayan ve onu bir meşruiyet üretim aracına dönüştüren anlayışı temsil ediyor.
Bu çerçevede söz konusu ifadeler, tarihin nesnel bir inceleme alanı olmaktan çıkarılıp, güncel politik iradenin inşa sürecine hizmet eden bir araç haline getirildiğini ortaya koyuyor. Böylece tarih, bilgi üretmekten çok siyasal mühendisliğin bir parçasına dönüşüyor.
 "Ortak Geçmiş" Vurgusu ve Pusula Tartışması
Raporda yer alan "Ortak Geçmişimiz Ortak Geleceğimizin Pusulasıdır" ifadesi de bu yaklaşımı pekiştiren bir unsur olarak öne çıkıyor. Vural'a göre bu ifade, geçmişi tarafsız bir analiz alanı olmaktan çıkararak, geleceği yönlendiren bir araç haline getiriyor.
Bu noktada temel soru netleşiyor: Tarih yorumlanıyor mu, yoksa yeniden mi kurgulanıyor?
Her tarih yorumunun belirli bir bakış açısı içerdiği kabul edilmekle birlikte, "bugünün anlayışıyla yeniden yorumlamak" yaklaşımı, tarihsel olguların seçilerek ve yeniden anlamlandırılarak güncel politik hedeflere uygun hale getirilmesi riskini barındırıyor. Bu durum, tarih bilincinden çok tarihsel araçsallaştırma anlamına geliyor.
Tarih ve Güç İlişkisi
Dr. Oktay Vural, tarihin her dönem güç sahipleri tarafından kontrol edilmek istenen bir alan olduğuna dikkat çekiyor. Geçmişin bugünü meşrulaştırmadaki rolü, onu siyasal mücadelelerin merkezine yerleştiriyor.
Bu bağlamda, raporda yer alan yaklaşımın, geçmiş ile gelecek arasındaki ilişkiyi nötr olmaktan çıkararak, bugünkü iradenin geçmişi yeniden çerçevelemesi üzerinden geleceği şekillendirmeyi hedeflediği vurgulanıyor. Böylece tarih, kendi bağlamında anlaşılması gereken bir alan olmaktan çıkıp, yön verilen bir enstrümana dönüşüyor.
Toplumsal Hafıza ve Milli Bilinç Uyarısı
Vural'a göre tarihin günlük siyasal hedeflerin hizmetine sokulması, toplumsal hafızayı da müdahaleye açık hale getiriyor. Bu durum, tarih şuurunun zayıflamasına ve milli bilincin aşınmasına yol açabilecek bir süreci tetikliyor.
Geçmişin bugünkü politik ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmesi, toplumsal hafızayı derinleştirmek yerine onu yeniden biçimlendiren bir sürece dönüşüyor. Oysa gerçek tarihçilik, geçmişi bugüne benzetmeye çalışmak yerine onu kendi bağlamı içinde anlamayı esas alıyor.
 "Milli Tarih Tezi" ve Bütünlük Vurgusu
Dr. Oktay Vural, raporda ortaya konan yaklaşımın, Türk milletini din, mezhep ya da etnik kimlikler üzerinden değil; tarihsel süreklilik içinde bir bütün olarak ele alan Milli Tarih Tezi ile örtüşmediğini ortaya koyuyor.
Milli Tarih yaklaşımı, toplumu farklı kimlikler üzerinden ayrıştırmak yerine, ortak mücadeleler ve ortak hafıza üzerinden birleştiren bir perspektif sunuyor. Buna karşılık etnik eksenli bir tarih okuması, devleti belirli bir kimliğin temsilcisi gibi gösterme ve toplumu ayrıştırma riski taşıyor.
Bu nedenle etnik referanslar üzerinden kurulan tarih anlatısının, milli bütünlüğü zedeleyebilecek bir zemin oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Öcalan Açıklaması ile Rapor Arasındaki Paralellik
Vural'ın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise, Abdullah Öcalan'ın 18 Şubat tarihli açıklamaları ile TBMM raporu arasındaki kavramsal yakınlık oldu. Her iki yaklaşımın da tarihsel süreci, tekil bir millet yapısı yerine iki kolektif kimliğin birlikteliği üzerinden tanımladığı ifade ediliyor.
Öcalan'ın "Cumhuriyetin kuruluşuna giden süreç, Türk ve Kürt birlikteliği üzerine inşa edildi" şeklindeki değerlendirmesi ile rapordaki "ortak geçmiş" vurgusunun benzer bir tarih çerçevesi sunduğu belirtiliyor. Bu çerçevede tarihsel birlikteliğin, günümüzde "eşit kurucu özne" tartışmalarına dayanak oluşturacak şekilde yorumlandığına dikkat çekiliyor.
Tekil Egemenlikten Eş-Kuruculuk Tartışmasına
Yapılan değerlendirmelerde, hem raporun hem de söz konusu açıklamaların, tarihsel mirası tekil millet egemenliğinin sürekliliği olarak değil; kimlikler arası yeniden tanımlanacak bir ilişki modelinin temeli olarak ele aldığı ifade ediliyor.
Bu yaklaşımın, milli egemenlik anlayışını dönüştürebilecek bir tartışma alanı oluşturduğu vurgulanıyor. Tarih anlatısının yönünün, bütünlük vurgusundan "eş-kuruculuk" tartışmasına doğru kaydırıldığı değerlendirmesi öne çıkıyor.
Tarih Pusula mı, Araç mı?
Dr. Oktay Vural'ın değerlendirmesinde temel vurgu, tarihin nasıl kullanıldığı sorusunda düğümleniyor. Tarihin, milletin hafızasını besleyen bir pusula mı olacağı; yoksa siyasal projelerin yön verdiği bir araca mı dönüşeceği sorusu, yapılan analizlerin merkezinde yer alıyor. Bu çerçevede tarih şuurunun korunmasının, geçmişin araçsallaştırılmasına karşı en önemli güvence olduğu ifade ediliyor. Geleceğin sağlıklı inşasının ise, geçmişi yeniden kurgulamakla değil; onu doğru anlamakla mümkün olacağı vurgulanıyor.
ÖZEL HABER MUHARREM DEĞİRMEN / 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.