HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 MART 2026, ÇARŞAMBA

Vurun Abalıya Küçük Esnafın Sırtına Yüklenen Yeni Düzen

04.03.2026 00:00
Bu yazıyı kahvehane işleten bir esnaf çocuğu, bu yaşa o esnaf babanın kazandığı helal rızık ile büyüyen biri olarak esnafımızın sesi olmak adına kemle alıyorum.
Çünkü esnafın mağduriyeti çok büyük.
"Vurun abalıya" diye bir söz vardır. Toplumda gücü az olana yüklenmenin, sesi çıkmayana daha çok baskı kurmanın en sade ifadesidir. Bugün Türkiye'de bu sözün karşılığı ne yazık ki küçük esnaf olmuştur. Terzi, bakkal, berber, manav, kahvehane işletmecisi… Yani mahallenin omurgasını oluşturan, ekonominin en alt ama en hayati halkası olan kesim. Bugün yaşanan vergi düzenlemeleriyle birlikte en ağır yük yine onların omzuna bırakılmış durumda.
Yeni düzenlemelerin en çarpıcı yönü, işin mantıktan kopmuş olmasıdır. Aynı dükkânda sade soda satarsan basit usuldesin, meyveli soda satarsan gerçek usule geçiyorsun. Çay, kahve satarsan sorun yok ama gazoz satarsan artık defter tutmak zorundasın. Bu nasıl bir vergi mantığıdır? Esnafın sattığı ürünün içeriğine göre vergi rejiminin değiştiği bir sistem, ekonomik gerçeklikten kopmuş demektir.
Bu yaklaşım, küçük esnafı büyütmeyi değil, aksine küçülmeye zorlamayı hedefleyen bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü esnaf şunu düşünmek zorunda kalıyor: "Bir ürün daha satarsam vergi yüküm artacak, o zaman satmayayım." Bu, ticareti teşvik eden değil, ticareti boğan bir zihniyettir.
Türkiye'de yaklaşık 815 bin basit usul mükellefi bulunuyor. Bu kesim, bugüne kadar sistemin en sade, en az bürokratik alanında faaliyet gösteriyordu. Defter tutma zorunluluğu yoktu, KDV yoktu, gelir vergisi yoktu. Esnaf işine bakıyor, devlet de onu bu ölçüde rahat bırakıyordu.
Ancak yeni düzenlemelerle birlikte bu denge bozuluyor. Basit usulden çıkarılan esnaf artık gerçek usule geçmek zorunda kalıyor. Bu ne demek? Defter tutacaksın, beyanname vereceksin, KDV ile uğraşacaksın, vergi dairesinin kapısını yılda belki 15-20 kez çalacaksın.
Küçük esnafın en büyük sorunu zaten muhasebe yükü değil mi? Şimdi bu yük katlanarak artıyor. Üstelik bu insanlar çoğu zaman tek başına çalışan, yanında işçi bile bulundurmayan kişiler. Yani devletin en az uğraştığı kesim, en çok uğraştırılan kesime dönüştürülüyor.
Sahaya bakıldığında tablo çok net. Özellikle kahvehaneler, çay ocakları, küçük bakkallar bu düzenlemelerden doğrudan etkileniyor. Zaten artan maliyetler, kira baskısı, enerji giderleri ile boğuşan esnaf şimdi bir de vergi ve bürokrasi yüküyle karşı karşıya.
Sonuç ne oluyor?
Esnaf risk almıyor, ürün çeşitliliğini azaltıyor ya da tamamen kepenk indiriyor. Bugün birçok mahallede kapanan dükkânların yerini ya zincir marketler alıyor ya da boş vitrinler. Bu sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda sosyal dokunun da çökmesidir.
Çünkü küçük esnaf sadece ticaret yapmaz. Mahallenin hafızasıdır, güven unsurudur, sosyal bağların taşıyıcısıdır. Onu kaybettiğinizde sadece bir dükkân değil, bir yaşam kültürü de yok olur.
Burada asıl tartışılması gereken konu vergi adaletidir. Devletin vergi toplaması elbette gereklidir. Ancak bu yükün adil dağıtılması şarttır. Büyük sermaye gruplarına sağlanan çeşitli muafiyetler, istisnalar devam ederken küçük esnafın üzerine gidilmesi toplumda ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır.
Vergi sisteminde temel ilke ödeme gücüne göre vergilendirmedir. Bugün küçük esnafın ödeme gücü ortadadır. Günlük cirosuyla ayakta kalmaya çalışan bir esnaf ile milyonluk cirolar yapan işletmeler aynı mantıkla değerlendirilemez.
Eğer gerçekten vergi tabanı genişletilmek isteniyorsa, önce sistemdeki adaletsizlikler giderilmelidir. Haksız muafiyetler kaldırılmadan, kayıt dışı büyük ekonomiyle mücadele edilmeden küçük esnafa yönelmek kolaycılıktır.
Orhangazi'de bu sürecin en yakından takipçilerinden biri olan Orhangazi Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Turgay Durmuş, küçük esnafın yaşadığı mağduriyeti görmezden gelmeyerek önemli bir inisiyatif aldı. Yeni düzenlemelerin sahada yaratacağı etkileri öngören Durmuş, hem esnafı bilinçlendirmek hem de oluşabilecek zararların önüne geçmek adına yoğun bir çalışma yürüttü. Kapı kapı dolaşarak esnafı bilgilendiren, her dükkânda tek tek yeni sistemin detaylarını anlatan bu yaklaşım, sahada karşılık bulan nadir örneklerden biri oldu.
Bununla da yetinmeyen Durmuş, yasanın esnaf lehine yeniden düzenlenmesi adına Ankara nezdinde de ciddi bir mücadele verdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, ilgili bakanlıklara ve milletvekillerine ilettiği yazılarla küçük esnafın korunması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koydu. Vergi adaletinin sağlanması ve basit usul mükelleflerinin mağdur edilmemesi için girişimlerde bulunan Durmuş'un bu çabası, yerelde verilen mücadelenin aslında ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bugün gelinen noktada küçük esnaf kendisini hedefte hissediyor. Kuralların sürekli değiştiği, sınırların belirsiz olduğu, bir ürün yüzünden tüm vergi statüsünün değiştiği bir sistem güven vermez.
Devletin yapması gereken, küçük esnafı sistemin dışına itmek değil, onu yaşatacak politikalar üretmektir. Basit usulün mantığını koruyarak, gerçekten küçük olanı koruyan, büyüyeni ise kademeli olarak sisteme dahil eden bir model oluşturulmalıdır.
Aksi halde "vurun abalıya" anlayışıyla yapılan her düzenleme, sadece esnafı değil, toplumun tamamını fakirleştirir. Çünkü küçük esnaf çökerse, ekonomi tabandan çöker. Ve o çöküşün telafisi, bugünkü hataların bedelinden çok daha ağır olur.
Enbiya BAKIR
 
Enbiya Bakır / 'ZAFER' e Doğru / diğer yazıları
•Vurun Abalıya Küçük Esnafın Sırtına Yüklenen Yeni Düzen 04 00:00:00.03.2026
•Ramazan Sofraları ve Ekonominin Aynası 25 00:00:00.02.2026
•MESELE ŞAPKA DEĞİL, CUMHURİYETİN KENDİSİDİR Özdağ’dan Net Mesaj: Rejim Tartışılmaz 18 00:00:00.02.2026
•Sandık elbet gelecek 10 00:00:00.02.2026
•20 Bin Lira ile Emeklilik Geçinmek Değil, Hayatta Kalmak 03 00:00:00.02.2026
•Geçinemeyen Bir Halkın Gerçeği 28 00:00:00.01.2026
•Billboard belediyeciliği ile Bursa Gülümsemiyor 20 00:00:00.01.2026
•Bu Kentte Spor Sadece Seçim Dönemlerinde mi Hatırlanıyor 15 00:00:00.01.2026
•10 Ocak ve 3. Göz Medya 11 00:00:00.01.2026
•Yer sattın, üstüne “babalar gibi” havası attın Şeffaflık istiyorsan, yarın değil bugün açıklayacaksın 07 00:00:00.01.2026
•2025 Türk Tarımı İçin Üretmenin Değil, Dayanmanın Yılı 02 00:00:00.01.2026
•GENÇLİĞE SIRTINI DÖNEN BİR KENTİN HESABI 24 00:00:00.12.2025
•MİRASYEDİ ZİHNİYETİNİN GÖLGESİNDE KAYBOLAN BİR İLÇE 17 00:00:00.12.2025
•ORHANGAZİ’DE BİTMEYEN DENKLEM 10 00:00:00.12.2025
•GÜNCEL MESELELER IŞIĞINDA TÜRKİYE VE PAPA ZİYARETİ 03 00:00:00.12.2025
•ÇOCUKLUĞUN KIRIK DEFTERİ 27 00:00:00.11.2025
•Yerel Yönetimler ve Yönetim Kalitesinde Derin Açık 19 00:00:00.11.2025
•10 Kasım Bir Milletin Hafızasında Ölümsüzleşen Lider 10 00:00:00.11.2025
•TARIMDA AZALAN GENÇ NÜFUS: TOPRAĞIN GELECEĞİ TEHLİKEDE 05 00:00:00.11.2025
•Atatürk’ün Gençliğe Emanet Ettiği Sonsuz Işık 29 00:00:00.10.2025
•Kinin, İhmalin ve Sessizliğin Hikâyesinde Orhangazi 22 00:00:00.10.2025
•ORHANGAZİ’DE UMUT ARAYAN BİR NESİL 14 00:00:00.10.2025
•Yöneten Yok, Sorumlu Yok: Orhangazi Sahipsiz!.. 07 00:00:00.10.2025
•HANGİ TARIM POLİTKALARI? 02 00:00:00.10.2025
•ORHANGAZİ’NİN GELECEĞİ İPOTEK ALTINDA 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’nin Kurtuluşunda Tarih, Vefa ve Eksiklikler 17 00:00:00.09.2025
•Refik Atay ve Derviş Tarakçıoğlu 10 00:00:00.09.2025
•Gençlik Umudun ve Çıkmazların Kesişiminde 03 00:00:00.09.2025
•Bir Milletin Varoluş Destanı 30 Ağustos 29 00:00:00.08.2025
•Depreme Hazırlıksız Orhangazi 20 00:00:00.08.2025
•Yeniköy Sahası Çürürken Kim Seyirci, Kim Sorumlu? 12 00:00:00.08.2025
•Bursa Mitinginde Milli Duruşun Fotoğrafı 05 00:00:00.08.2025
•Orman Yangınları ve Sınıfta Kalan Orman Bakanı 29 00:00:00.07.2025
•Bekir Aydın! Hani sporcunun dostu idin? 24 00:00:00.07.2025
•GENÇLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI: ORHANGAZİ’DE SOSYAL YAŞAM NEREDE? 15 00:00:00.07.2025
•Kerbela ve Hz. Hüseyin’den Öğrendiğim İlk Hakikat 05 00:00:00.07.2025
•GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE UNUTULAN BİR TARİH ILIPINAR HÖYÜĞÜ 02 00:00:00.07.2025
•Yaşamın Kökü mü, Kârın Dibi mi? 25 00:00:00.06.2025
•Yönetilemeyen İlçe Orhangazi 18 00:00:00.06.2025
•Çocukların Gözlerinde Saklı Bir Milletin Hikayesi 11 00:00:00.06.2025
•Bir Otelin Sessiz İhaneti 29 00:00:00.05.2025
•Bir Milletin Dirilişi ve Gençliğe Emanet Edilen Bir Cumhuriyet 18 00:00:00.05.2025
•Ekümeniklik İddiası ve Lozan Antlaşması 13 00:00:00.05.2025
•Bu Bir Gözdağı mı, Yoksa Sessiz Bir Keşif mi? 05 00:00:00.05.2025
•Milli Egemenlik, Göç Politikaları ve Tehdit Altındaki Türkiye 22 00:00:00.04.2025
•Şehitlerimizi Unutmak İhanettir, Anmak ise Vefa Borcudur! 16 00:00:00.04.2025
•Prof. Dr. Haydar Baş’ı Vefatının 5. Yılında Rahmetle Anıyoruz 14 00:00:00.04.2025
•Adaletin Peşinde: Tarihten Günümüze Adalet Mücadelesi 09 00:00:00.04.2025
•Orhangazi'nin Lojistik ve Depolama Potansiyeli: Değerlendirilmeyi Bekleyen Bir Fırsat 26 00:00:00.03.2025
•Çanakkale’de Kanla Yazılan Destan ve Orhangazi’nin Kahraman Evlatları 16 00:00:00.03.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.