HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 01 NİSAN 2026, ÇARŞAMBA

ÜÇÜNCÜ GÖZ GAZETESİ HALKIN VİCDANIDIR.

01.04.2026 00:00
‎Bu Kez Konu Eğitim Değil, Bir Vicdan Meselesi.
‎Uzun zamandır kalemimi eğitimin sorunlarına, eksiklerine ve geleceğine dair düşüncelerime ayırıyordum. Çünkü inanıyorum ki bir ülkenin kaderi, sınıflarda yazılır. Ancak bu kez farklı bir pencere açmak istedim. Zira bazı değerler vardır ki sadece eğitimle değil, bakış açısıyla, duruşla ve vicdanla ilgilidir.
‎İşte bu yüzden bugün Üçüncü Göz Gazetesi'nin üstlendiği misyon ve vizyondan söz etmek istiyorum.
‎Üçüncü Göz sıradan bir yayın organı değildir. Onu farklı kılan şey; sadece haber vermekle yetinmeyip, olayların arka planını sorgulayan, görünenin ötesine geçmeye çalışan bir anlayışa sahip olmasıdır. Belki de adını buradan alır.Görünenle yetinmeyen, üçüncü bir gözle bakan bir duruş…
‎Üçüncü Göz'ün misyonu; halkın sesi olmak, duyulmayanı duyurmak ve görmezden gelineni görünür kılmaktır. Bu kolay bir görev değildir. Çünkü hakikatin peşinde koşmak çoğu zaman bedel ister. Ama bu gazete o bedeli göze alabilecek bir iradeye sahiptir.
‎Vizyonu ise daha derindir. Toplumu sadece bilgilendirmek değil, düşündürmek… Okuyucusunu pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, sorgulayan bir birey haline getirmek… Çünkü sorgulayan toplumlar gelişir, sorgulamayanlar ise yönlendirilir.
‎Bugün medyada sıkça rastladığımız kutuplaşmış dilin aksine, Üçüncü Göz farklı bir yol izler. Ne bir gücün arka bahçesi olur ne de bir ideolojinin kör savunuculuğunu yapar. Onun tek bağlı olduğu yer; hakikat ve vicdandır.
‎Üçüncü Göz Gazetesi kimi çevreler tarafından kolaycı bir etiketle "muhalif" olarak tanımlanıyor. Oysa bu tanım, hem eksik hem de yanıltıcıdır. Çünkü Üçüncü Göz'ün derdi bir taraf olmak değil; gerçeğin yanında durmaktır. Ve gerçeğin olduğu yerde, kalıplaşmış tanımlar çoğu zaman anlamını yitirir.
‎Bu gazete, yeri geldiğinde iktidarı eleştirir. Çünkü güç, denetlenmediğinde yozlaşmaya açıktır. Ama aynı şekilde muhalefeti de sorgular. Çünkü alternatif olmak, sorgulanamaz olmak anlamına gelmez. Üçüncü Göz için kim olduğu değil, ne yaptığı önemlidir. Yanlış kimden gelirse gelsin yanlıştır; doğru da kimden çıkarsa çıksın doğrudur.
‎Asıl farkını ise en zor olanı yaparak ortaya koyar.Kendini eleştirebilmek. Bugün medya dünyasında en nadir görülen erdemlerden biri budur. Kendi hatasını görebilen, kendi çizgisini sorgulayabilen bir anlayış; ancak samimi ve ilkeli bir duruşun ürünüdür. Üçüncü Göz, bu yönüyle yalnızca başkalarına değil, kendine de hesap verebilen bir yayın çizgisine sahiptir.
‎Toplumsal olaylara karşı duyarlılığı ise onun en belirgin karakteridir. Sadece büyük krizlerde değil, gözden kaçan küçük hikâyelerde de vardır. Bir işçinin hakkı gasp edildiğinde, bir öğrencinin sesi duyulmadığında, bir annenin feryadı görmezden gelindiğinde,yada bir Çevre duyarlılığında...Üçüncü Göz oradadır. Çünkü onun haberciliği masa başında değil, hayatın tam içinde şekillenir.
‎Bu gazete, halk için vardır. Ama bu cümle basit bir slogan değildir. Halkın içinde olmak; onların sorunlarını gerçekten anlamak, çözüm aramak ve gerektiğinde risk alarak bu sorunları dile getirmek demektir. Üçüncü Göz, konforlu alanlardan konuşmaz. Sokağın tozunu yutar, gerçeğin ağırlığını taşır.
‎Bugün medyanın büyük bir kısmı ya gücün gölgesinde ya da ideolojilerin dar kalıpları içinde hareket ederken, Üçüncü Göz farklı bir yol seçmiştir.Bağımsızlık. Bu bağımsızlık, sadece siyasi değil; aynı zamanda dik bir duruştur. Çünkü gerçek gazetecilik, kimseye yaranma kaygısı taşımadan yapılır.
‎Elbette bu yol kolay değildir. Tarafların keskinleştiği, kutuplaşmanın arttığı bir ortamda "herkesi eleştirebilmek" çoğu zaman yanlış anlaşılmayı da beraberinde getirir. Ama Üçüncü Göz için önemli olan alkış almak değil, doğruyu söylemektir. Çünkü bilir ki, bugün eleştirilen gerçekler yarının kabul gören doğrularına dönüşebilir.
‎Sonuç olarak bugün eğitimden biraz uzaklaşıp bu konuyu ele almamın sebebi basit. Eğitim, sadece okulda verilmez. Toplumu bilinçlendiren her doğru söz, her cesur kalem de bir eğitimdir. Ve Üçüncü Göz Gazetesi, tam da bu anlamda topluma ders veren bir duruş sergilemektedir.
‎Bazen bir gazete, sadece gazete değildir…
‎Bazen bir gazete, bir milletin vicdanıdır.
‎Üçüncü Göz Gazetesi; bir siyasi çizginin değil, bir vicdanın temsilcisidir. O vicdan ki; adaleti arar, hakkı savunur ve suskun kalmaz.
‎Ve belki de bu yüzden, bu ülkede en çok ihtiyaç duyulan şeylerden biridir.Taraf olmayan ama duyarsız da kalmayan bir ses…
‎Yani Üçüncü Göz.

İZ BIRAKAN ÖĞRENCİLER-7
Bir öğretmenin gözünden bakınca, her öğrencinin hikâyesi birbirinden farklıdır. Ama bazı öğrenciler vardır ki, sadece dersleriyle değil; duruşuyla, azmiyle ve karakteriyle iz bırakır. Furkan Yanardağ da onlardan biri.
Makine mühendisliği gibi disiplin, sabır ve analitik düşünce gerektiren bir alanda yol almak kolay değildir. Ancak Furkan, bu zorluğu bir yük gibi değil, bir fırsat gibi gören nadir öğrencilerden. Problemler karşısında yılmak yerine çözüm arayan, anlamadığı yerde sormaktan çekinmeyen ve öğrendikçe daha fazlasını merak eden bir yapıya sahip.
Onu farklı kılan sadece akademik başarısı değil. Aynı zamanda saygısı, çalışkanlığı ve sorumluluk bilinciyle de örnek bir öğrenci. Sınıf içinde sessiz ama derin düşünen, gerektiğinde fikirlerini net bir şekilde ortaya koyabilen bir karakter. Bu özellikler, bir mühendiste olması gereken en önemli vasıfların başında gelir.
Bir öğretmen için en büyük gurur, öğrencisinin sadece bugünü değil, yarını da inşa edebilecek donanıma sahip olduğunu görmektir. Furkan Yanardağ, sadece iyi bir makine mühendisi olma yolunda değil; aynı zamanda ülkesine faydalı, üretken ve vicdanlı bir birey olma yolunda da emin adımlarla ilerliyor.
Yıllar sonra bir yerde onun başarılarını duyduğumda şaşırmayacağımı biliyorum. Çünkü bazı öğrenciler, daha yolun başındayken bile nereye varacaklarını belli ederler. Furkan da o öğrencilerden biri.
Bir öğretmen olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki: Gelecek, onun gibi düşünen, sorgulayan ve üreten gençlerin omuzlarında yükselecek.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•ÜÇÜNCÜ GÖZ GAZETESİ HALKIN VİCDANIDIR. 01 00:00:00.04.2026
•Sokaktan Sınıfa: Küfrün Normalleştiği Ülke” 26 00:00:00.03.2026
•ATATÜRK Çanakkale’dir, Çanakkale de ATATÜRK'TÜR 17 00:00:00.03.2026
•ÇOCUKLARI VE GENÇLERİ KORUMADA 3.GÖZ GAZETESİNİN HASSASİYETİ. 11 00:00:00.03.2026
•ESKİ VE YENİ TÜRKİYE DE EĞİTİM ANLAYIŞI 04 00:00:00.03.2026
•PROJE ÇÖPLÜĞÜNE DÖNEN OKULLARIMIZ 25 00:00:00.02.2026
•ORHANGAZİDE BİR ZAMANLAR BİR OKULDAN TEKRARI YAPILAMAYAN ULUSLARARASI HALK OYUNLARI FESTİVALİ DÜZENLEME BAŞARISI. 18 00:00:00.02.2026
•TÜRKİYE VE ORHANGAZİDE ÖZEL OKUL GERÇEĞİ. 10 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı" 03 00:00:00.02.2026
•EĞİTİMDE MAKYAJ, SINAVDA ÇÖKÜŞ ‎(TAKTİRNAMELİ ÇÖKÜŞ) 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ HUKUKA AYKIRI Mİ YÖNETİLİYOR? 20 00:00:00.01.2026
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.