HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 MART 2026, ÇARŞAMBA

Çocuklar ölüyorsa hiçbir başarı anlamlı değildir

11.03.2026 00:00
2025 yılı, Türkiye'nin çocuklarını koruyamadığı bir yıl olarak hafızalara kazındı. Ne yazık ki 2026 yılının ilk ayları da bu karanlık tablonun değişmediğini gösteriyor. Çocuk ölümleri, çocuk cinayetleri, çalışma hayatına mahkûm edilen MESEM öğrencileri, ihmal edilen çocuklar ve aile içi şiddetin gölgesinde büyümeye zorlanan binlerce masum… Bu tablo yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Her biri bir çocuğun yarım kalan hayatı, bir annenin yüreğine düşen ateş ve bir toplumun geleceğinden koparılan parlak bir yıldızdır.
Bugün Türkiye'de çocuklar ölüyorsa bunun nedeni kader değildir. Bu tablo; ihmallerin, denetimsizliğin, görmezden gelinen uyarıların ve sorumluluk almayan bir sistemin ortaya çıkardığı ağır bir sonuçtur. Devletin, kurumların, toplumun ve kimi zaman ailelerin eksik bıraktığı her halka, bir çocuğun hayatına mal olan uzun bir ihmal zincirine dönüşmektedir.
Dahası mesele yalnızca Türkiye'nin meselesi de değildir. Dünyanın birçok yerinde çocuklar savaşların, yoksulluğun, istismarın ve karanlık suç ağlarının hedefi hâline gelmektedir. Son yıllarda uluslararası kamuoyunda tartışılan Epstein skandalı gibi olaylar, çocukların yalnızca sokakta ya da yoksul mahallelerde değil; küresel güç ağlarının, para ve iktidar ilişkilerinin içinde bile nasıl bir istismar düzeninin hedefi olabildiğini göstermiştir. Bu tablo, dünyanın farklı coğrafyalarında çocukların güvenliğinin ne kadar kırılgan hâle geldiğini ortaya koymaktadır.
Böyle bir çağda çocukları korumak yalnızca bir sosyal politika meselesi değil, bir medeniyet sınavıdır. Bir ülkenin gerçek gücü ekonomisinde, ordusunda ya da siyasi söylemlerinde değil; çocuklarını ne kadar koruyabildiğinde ortaya çıkar. Eğer bir ülkede çocuklar evde, sokakta, okulda ve çalıştıkları işyerlerinde hayatlarını kaybediyorsa, o toplumun bütün başarı hikâyeleri anlamını yitirir. Çünkü çocuklarını koruyamayan hiçbir sistem, aslında kendi geleceğini de koruyamıyor demektir.2025 yılında yaşamını yitiren çocukların büyük kısmı, aslında basit bir tedbirle kurtulabilecek durumlarda hayatlarını kaybetti. "Kaza" diye geçiştirilen bu ölümler, kader olarak değil, kurumsal ihmalin doğrudan sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Mersin'de 3 kardeş, elektrik tesisatının yıllardır yenilenmediği bir gecekondu evde çıkan yangında dumandan zehirlenerek öldü. Evde ne bir duman sensörü vardı ne de aileyi uyandıracak en küçük güvenlik sistemi… O evde üç çocuk öldü ama o ölüm, aslında yıllardır yapılmayan denetimlerin toplamıydı.
Konya'da 5 yaşındaki bir çocuk sulama kanalına düşüp boğuldu. Kanal kenarında ne bariyer vardı ne çit. Yaz boyunca onlarca çocuğun girdiği bir bölge adeta kazaya davetiye çıkarıyordu.
İstanbul'da 11 yaşındaki bir çocuk balkondan düştü. Balkon demiri paslanmış, standart dışı, yıllar önce takılmış bir korkuluk… Site yönetimi şikâyetleri "bütçe yok" diyerek geçiştirdi.
Ordu'da okul servisinden inen küçük bir öğrenci, geri manevra yapan aracın altında kaldı. Servis güzergâhı ve iniş noktası defalarca şikâyet edilmişti ama kimse yol düzenlemesi yapmamıştı.
Bu örnekler, çocukların evde, sokakta, okulda, hatta devletin gözünün önünde bile güvende olmadığını gösteriyor.
2025 yılı çocuk cinayetleri açısından da karanlık bir yıl oldu. Ev, çocuğun en güvenli mekânı olması gerekirken birçok vakada ölümün adresi hâline geldi.
Hatay'da 12 yaşındaki İrem, babasının evde açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Aylardır süren şiddete rağmen hiçbir koruma tedbiri uygulanmamıştı.
Edirne'de psikolojik sorunları olduğu bilinen bir baba 10 yaşındaki oğlunu boğarak öldürdü.
Ankara'da üvey anne tarafından sürekli darp edilen 7 yaşındaki bir çocuk hastaneye getirildiğinde vücudu morluk içindeydi. Çocuğun dosyasına geçen ifade Türkiye'deki en acı cümlelerden biriydi:
"Keşke beni daha erken sorsalardı."
2025 yılı aynı zamanda çocuk işçiliğinin en ağır tablosunu ortaya koydu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği raporlarına göre Türkiye'de bir yıl içinde **en az 94 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.** Bu çocukların önemli bir bölümü tarımda, sanayide ve küçük atölyelerde çalıştırılan çocuklardı.
Manisa'da bir MESEM öğrencisi tamirhanede patlayan lastiğin fırlaması sonucu hayatını kaybetti.
Bursa'da metal pres makinesine kolunu kaptıran 15 yaşındaki öğrencinin ölümü, denetimsiz sanayi atölyelerini yeniden gündeme getirdi.
Adana'da kimyasal maddelerin bulunduğu bir boyahanede çalışan MESEM öğrencisi solvent kazanına düşerek hayatını kaybetti.
Bu ölümler çoğu zaman "iş kazası" olarak kayda geçirildi. Oysa gerçek, çocuk emeğinin sistemli biçimde sömürülmesiydi.
2026 yılına girildiğinde tablo değişmedi. Yılın ilk ayları daha başlarken çocuklara yönelik şiddet ve ölüm haberleri yine gündeme gelmeye başladı.
İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, iki genç grup arasında çıkan "yan bakma" tartışması sonrası bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olayın failinin de 15 yaşında bir çocuk olduğu ortaya çıktı. Bu olay, gençler arasında artan şiddetin ve çocukların giderek daha güvensiz bir sosyal ortamda büyüdüğünün çarpıcı bir örneği oldu.
2026 yılının daha ilk günlerinde Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen haberler de tabloyu değiştirmedi. Antalya'nın Serik ilçesinde bir baba, eşini ve 7 yaşındaki kızını öldürdü. Yeni yılın ilk haftasında yaşanan bu olay, aile içi şiddetin çocukları nasıl doğrudan hedef hâline getirdiğini bir kez daha gösterdi.
Aynı günlerde basına yansıyan başka bir olayda ise uzun süre aç bırakıldığı iddia edilen bir bebeğin hayatını kaybetmesi, çocuk ihmali tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye'de çocuklar yalnızca şiddetin değil, aynı zamanda yoksulluğun ve çalışma hayatının da kurbanı olmaya devam ediyor.
İşçi sağlığı raporlarına göre son yıllarda her yıl onlarca çocuk çalışırken hayatını kaybediyor ve son on iki yılda iş kazalarında yaşamını yitiren çocuk sayısı yüzlerle ifade ediliyor.
Türkiye'de çocuklar 2025 ve 2026'da daha fazla çalıştı. Tarlalarda, fırınlarda, pazar tezgâhlarında, sanayide, oto yıkamalarda…
Şanlıurfa'da tarlada çalışan bir çocuk sıcak çarpması nedeniyle hayatını kaybetti.
Kayseri'de fırında çalışan bir çocuk elektrik akımına kapılarak öldü.
İstanbul'da bakkalda çalışan göçmen bir çocuk merdivenden düşerek hayatını kaybetti.
Yoksulluk büyüdükçe çocuklar küçülüyor; çocuklar küçüldükçe acılar büyüyor.
Ölenler kadar hayatta kalanlar da ağır yaralı aslında. İstismara uğrayan, şiddet gören, kronik yoksulluk içinde büyüyen, çalışırken aşağılanan, okulda hor görülen çocuklar… Hepsi ruhlarında görünmez yaralar taşıyor.
Bir çocuğun söylediği söz aslında bu tablonun en sade özeti:
 "Dayak izlerim geçiyor ama içimdeki izler geçmiyor."
Sorunun failini tek bir kişide aramak kolaydır ama doğru değildir. Çünkü mesele tek tek bireyler değil, sorunu üreten sistemdir.
Denetlenmeyen işyerleri,
Korunmayan aile ortamları,
İhbarlara geri dönmeyen kurumlar,
Yetersiz sosyal hizmetler,
Evlerde kontrolsüz silahlar,
Çocukları okulla değil ekmek parasıyla sınayan ekonomik düzen…
Bu felaketin kaynağı işte bu tablo içinde gizlidir.
Çocukları korumayan bir sistem aslında toplumun tamamını korumuyor demektir.
Türkiye, çocuklarını kaybeden bir ülke görüntüsünden kurtulmak zorundadır. Bir ülkenin geleceğini ölçmek isterseniz çocuklarına nasıl davrandığına bakarsınız.
Bugün ne yazık ki çocuklar ölürken biz susuyoruz.
Çocuklar çalışırken biz bakıyoruz.
Çocuklar istismar edilirken biz duymuyoruz.
Çocuklar ölmesin diye değil, çocuklar yaşasın diye bu düzen değişmelidir.
Çünkü çocuklar geleceğimiz değil; bugünümüzün en masum, en kırılgan ve en korunması gereken varlıklarıdır.
Onları koruyamayan hiçbir devlet, hiçbir toplum, hiçbir millet geleceğini koruyamaz.
Ve biz, 2025 Türkiye'sinde bu sınavdan sınıfta kaldık.
2026'nın ilk üç ayı ise bu karanlık fotoğrafın hâlâ değişmediğini gösteriyor.
 
Muharrem DEĞİRMEN /GÖZLEM / diğer yazıları
•Çocuklar ölüyorsa hiçbir başarı anlamlı değildir 11 00:00:00.03.2026
•ORHANGAZİ YAZILARI 4 11 00:00:00.03.2026
•Hukuk Haritası mı değişti? İstanbul ve Bolu’da Suç, Orhangazi Serbest 04 00:00:00.03.2026
•ORHANGAZİ NOTLARI 3… 04 00:00:00.03.2026
•Küçük Esnafa Yük, Zincire Dokunulmazlık 25 00:00:00.02.2026
•ORHANGAZİ NOTLARI 2 25 00:00:00.02.2026
•Sadece Başkan Değil, Esnafın Yol Haritası Fahrettin Bilgit 18 00:00:00.02.2026
•BEKİR AYDIN YÖNETİMİNİN EN BÜYÜK KORKUSU 10 00:00:00.02.2026
•Siyaset Yeniden Milletin Yükünü Omuzlamalı 03 00:00:00.02.2026
•Bir Düdükle Silinen Emek: Amatör Futbol Nereye Gidiyor 30 00:00:00.01.2026
•BU CV’YE RAĞMEN BU İHALE NASIL VERİLDİ SAYIN BOZBEY? 28 00:00:00.01.2026
•Sadece Haber Değil, Sorumluluk Üreten Bir Medya 20 00:00:00.01.2026
•“Orhangazi’deki muhalefet boşluğunu doldurmaya çalışıyoruz” 15 00:00:00.01.2026
•ANNESİNİN EVLADI, HAYDAR HOCANIN TALEBESİ İRFAN AYDIN 11 00:00:00.01.2026
•Belediye Başkanlığı mı, Husumet Merkezi mi? 07 00:00:00.01.2026
•Bu Kente Beş Soru Sorduk, Şimdi Sıra Cevaplarda 02 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE SPOR SESSİZCE TASFIYE EDİLİYOR 24 00:00:00.12.2025
•İznik Örnek, Orhangazi İbret! 17 00:00:00.12.2025
•YÖNETİLEMEYEN ORHANGAZİ: BOŞLUĞU ÇETELER DOLDURUYOR, BEDELİNİ ÜÇÜNCÜ GÖZ MEDYA VE İRFAN AYDIN ÖDÜYOR 10 00:00:00.12.2025
•BU İLÇEDE YÖNETİM ÇÖKMÜŞTÜR! 05 00:00:00.12.2025
•Bülent Bakış’tan siyaset üstü bir mücadele 04 00:00:00.12.2025
•KIRMIZIDAN SİYAHA: PAPA’NIN AYAKKABISINA GİZLENEN DİPLOMASİ 03 00:00:00.12.2025
•Çocuklar ölüyorsa hiçbir başarı anlamlı değildir 27 00:00:00.11.2025
•RUHSUZ KASABA ORHANGAZİ 19 00:00:00.11.2025
•Vefa Bitti, Gösteriş Kaldı! 11 00:00:00.11.2025
•ATATÜRK’E LAYIK OLABİLMEK! 10 00:00:00.11.2025
•Zeytin Dallarında Sessiz Bir Çöküş 05 00:00:00.11.2025
•Orhangazi’de Cumhuriyetin İlk Nefesi 29 00:00:00.10.2025
•29 Ekim Kutlamalarına BERNA İL mührü 29 00:00:00.10.2025
•Siyasetin Kör Noktasında ki ORHANGAZİ 22 00:00:00.10.2025
•Zeytin Para Edecek mi? Zeytinyağı Piyasasında Ne Olacak? 14 00:00:00.10.2025
•Bu torakların sesi BÜLENT BAKIŞ 12 00:00:00.10.2025
•HASTALARIN UMUDU, SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SABRI TÜKENİYOR 08 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Canına Okuyanlara Son Uyarı 02 00:00:00.10.2025
•Suskunluğunuzun arkasında korku mu var, çıkar hesapları mı? 27 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de Adaletin Yeni Rotası 25 00:00:00.09.2025
•Gaziler Gününü kutlamak “VEFA” ile başlar 18 00:00:00.09.2025
•Belirsizlik büyüdükçe kuşku haklılaşır! 17 00:00:00.09.2025
•MHP’li Bozoğlu’ndan Kaymakama İstiklal Marşı çıkışı 08 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’nin gölü kendine küsmüşken 03 00:00:00.09.2025
•Hakikate Adanan Bir Ömür: 30 Ağustos’un Ruhuyla Haydar Baş’ın Vasiyeti 29 00:00:00.08.2025
•Orhangazi Kent Konseyi Ortak Akıl mı, Ortak Çıkar Kulübü mü? 20 00:00:00.08.2025
•ORHANGAZİMETRELİ ARKADAŞLAR… 18 00:00:00.08.2025
•Yurt Yerini kime neden sattın Bekir Aydın? 12 00:00:00.08.2025
•SİYASETİN UMUDU, HALKIN SESİ BERNA İL 05 00:00:00.08.2025
•Birinci Vazifen’ Bursa’da Birlik Ruhunun İmtihanı Kalem burada biter; meydan, umuda kalsın. 05 00:00:00.08.2025
•ORHANGAZİ’NİN PART TİME SİYASETÇİLERİ 29 00:00:00.07.2025
•Kırsalın Şehirleştirilmesi mi, Hafızasızlaştırılması mı? 15 00:00:00.07.2025
•ZALİMLERİN DEĞİŞMEYEN SOYU VE HÜSEYİNLERİN DİMDİK DURUŞU 05 00:00:00.07.2025
•Bir Selam Kadar Uzağımızda Ölüm Bizler hep birlikte İyiyiz 02 00:00:00.07.2025
•İKİ YÜZ KARASI AYNA: A HABER VE HALK TV 28 00:00:00.06.2025
•Fazıl Say ile "İznik Türküsü"nün Ardından 25 00:00:00.06.2025
•Ustadan Eser Kaldı, Senden Ne Kalacak? 18 00:00:00.06.2025
•Orhangazi Ziraat Şubesi’nde Ne Oluyor? 18 00:00:00.06.2025
•Partideki 'Biz'den Olmayanlar' Meselesi 18 00:00:00.06.2025
•Mahkumlar ve Yakınlarının Umutlarıyla Oynanan İnfaz Oyunu 11 00:00:00.06.2025
•İznik’ten Ankara’ya Giden Yol Kağan Mehmet Usta 29 00:00:00.05.2025
•“İstanbul’da Suç Olan, Orhangazi’de Neden Normalleştiriliyor?” 13 00:00:00.05.2025
•Hakikati Yazmanın Bedeli 05 00:00:00.05.2025
•Orhangazi’de Eski Mezar Taşlarının Sahipsizliği ve Korunma İhtiyacı: Tarih ve Kültürün Yok Olma Tehlikesi 28 00:00:00.04.2025
•Bursaspor’un Diriliş Öyküsü 16 00:00:00.04.2025
•Hakikat bayrağı düşmez Âşıklar ölmez 14 00:00:00.04.2025
•Cezaevlerinde Adalet Krizi ve Yaklaşan Tehlike 09 00:00:00.04.2025
•Siyaset Tartışıyor, Halk Geçim Derdiyle Boğuşuyor 26 00:00:00.03.2025
•Türkiye ve Orhangazi'de kadın cinayetleri 07 00:00:00.03.2025
•RAMAZANLAR DEĞİŞMEDİ, İNSANLAR DEĞİŞTİ 05 00:00:00.03.2025
•Orhangazi’de BESAŞ Fırtınası Ekmeğin ve Adaletin Hikâyesi 25 00:00:00.02.2025
•Adaletin Peşinde İki Farklı Perspektif 18 00:00:00.02.2025
•Cemal Öner: Orhangazi'nin Milli Görüş Davasına Adanmış İsmi 09 00:00:00.02.2025
•Araştırmacı Gazeteci İrfan Aydın ve 3. Göz Medya’nın Uyuşturucu ile Mücadelesi: Yargı Reformuna Yön Veren Rapor 03 00:00:00.02.2025
•Büyükbaş Hayvancılıkta Kriz: Her Kalemiyle Gerçekler Kurbanlık Büyükbaş Hayvanın Gerçek Bedeli 29 00:00:00.01.2025
•Neler bırakmadık ki 2024’te! 01 00:00:00.01.2025
•Hani otopark spor kulüplerine verilecekti? 25 00:00:00.12.2024
•Müslüman coğrafyasında "Müslüman" arar olduk..! 17 00:00:00.12.2024
•Çalışma hayatında öncü bir kadın ŞÜKRAN ÇOKLAR GÜNDÜZ 16 00:00:00.12.2024
•Özge Demir: Hak Mücadelesinin Güçlü Sesi 10 00:00:00.12.2024
•Orhangazi Tarımına Yön Veren Bir Lider: Dinçer Dimrit 06 00:00:00.12.2024
•PAŞAPINAR’A VE HİZMETE ADANMIŞ BİR HAYAT: CAVİT TAŞ 04 00:00:00.12.2024
•Eğitim, Sanayi ve Sosyal Kalkınmada Öncü Orhangazi TSO 03 00:00:00.12.2024
•Biri anlatsın Ne oluyor bu ülkede? 18 00:00:00.11.2024
•Topuklu Efe Çalışıyor, muhalifleri sahte hesaplarla uğraşıyor 06 00:00:00.11.2024
•BASKF için neden Çetin Yıldız ve ekibi? 31 00:00:00.10.2024
•OKURUMUZDAN MEKTUP VAR!!! 09 00:00:00.10.2024
•Rakı-Balıktan sporcu ile ilgilenmeye fırsat bulamayan Osman Kılıç 16 00:00:00.09.2024
•Sevdası TÜRKİYE olanların adresi 03 00:00:00.09.2024
•Bursa Gençlik ve Spor’da Gökay AZAK büyük bir şanstır 14 00:00:00.08.2024
•Gürle üzerine yazmak 20 00:00:00.07.2024
•Akçe, spor malzemeleri ve Cem Gençoğlu 29 00:00:00.06.2024
•Rakı-Balık Osman Kılıç!!! 24 00:00:00.06.2024
•Orhangazi’nin Sözde Abdulhamid Han Sevdalıları 15 00:00:00.06.2024
•Çetin Yıldız ve BASKF 07 00:00:00.06.2024
•Siyaset vefa ister, vefa başarıyı getirir 05 00:00:00.06.2024
•Kız Meslek dediler, Kimya Lisesi Projesi yaptılar 31 00:00:00.05.2024
•Orhangazi siyaseti sil baştan 23 00:00:00.05.2024
•Hatipoğlu’ndan açıklama var… 20 00:00:00.05.2024
•19 Mayıs öncesi gençlere yapılan kabul edilemez 18 00:00:00.05.2024
•YILDIZ PARLAMADI, BEYGİR ŞAHLANMADI, ŞİMDİ SIRA ARPA’DA! 12 00:00:00.05.2024
•MUHTARLIKLARDA NELER OLUYOR? 18 00:00:00.04.2024
•ORHANGAZİ’DE “GÜLÜMSEMEK” İSTİYOR 15 00:00:00.04.2024
•ORHANGAZİ'NİN BEKA SORUNU BAKİ BEKÂR 04 00:00:00.04.2024
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.