HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 MART 2026, ÇARŞAMBA

Kulak Kabartsak Duyulacak Çığlıklar, El Uzatsak Tutulacak Hayatlar

11.03.2026 00:00
Dünyada çocuk olmanın da anne olmanın da çaresizliği asırlardır değişmedi. İçimiz yanarak dinledik hep: "Dayına gidiyorsun" denilerek süslenip giydirilen ve ölüme gönderilen kız çocuklarının, arkalarından gözyaşı döken annelerin hikâyelerini.
Zaman geçti, nesiller değişti, yüzyıllar akıp gitti. Sanat, teknoloji ve tıp hızla ilerledi. Ancak vicdan, merhamet ve adalet aynı hızla ilerleyemedi. Eğer bu alanlarda da aynı ilerlemeyi sağlayabilseydik, kadınların ve çocukların yaşadığı ızdırap belki diner, en azından azalırdı. Toplumda değer görürlerdi; herkesten fazla değil, yalnızca hak ettikleri kadar.
Bana bu satırları yazdıran olaylardan söz etmek istiyorum. Artık o kadar çoğaldılar ki neredeyse her güne bir kadının hayattan koparılışının haberiyle uyanır olduk. Üstelik aynı isim ve soyadı benzerlikleri bile çakışmaya başladı ne yazık ki.
İki kara yazgılı Fatma Nur Çelik'in haberlerinden bahsediyorum. Zannederim olaylardan biri hakkında yayın yasağı getirildi. "Can güvenliğimiz yok" dediler, "tehdit ediliyoruz" dediler. Ama nafile.
Belki bireysel olarak her yere yetişecek gücümüz yok. Lakin en azından ülkemizde bu kadınların sesine kulağımızı kabartsak duyabilecekmişiz, elimizi uzatsak tutabilecekmişiz gibi geliyor bana. İşte insanın içini en çok yakan da tam olarak bu his.
Yakın zamanda 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü'nü kutladık. Erkekler eşlerine, annelerine ve hayatlarına dokunan kadınlara çiçekler aldılar, kartların üzerine güzel sözler yazdılar. Sosyal medya kutlama mesajlarıyla dolup taştı.
Kötü mü? Asla değil. Ama bunlar işin daha çok şekil kısmı. Asıl olan özüdür. Artık öze dair sorumlulukların alınması, gerekli düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldi. Çünkü bir toplumun kadınlara verdiği değer, bir günde verilen çiçeklerle değil; onları koruyabildiği günlerle ölçülür.
Bu meseleler yalnızca bizim coğrafyamıza özgü sorunlar da değil. Dünyanın neresine başımızı çevirsek benzer tablolarla karşılaşıyoruz.
Mesela dünya gündemine oturan, insanlığı derinden sarsan Epstein skandalı… Gücün, paranın ve şöhretin etrafında örülmüş karanlık bir düzen. Konuyla bağlantılı olduğu iddia edilen ve Türkçe konuştuğu fark edilen bir çocuğun videosu ise insanın tüylerini ürpertiyor. "Anne…" diye seslenen, "korkuyorum" diyen o titrek ses, insanın kabuslarında bile duymak istemeyeceği türden.
Böyle anlarda insan, bu düzeni kuranların saltanatını bir anda yerle bir edebilmenin mümkün olmasını diliyor.
Konunun en sarsıcı taraflarından biri de şu: Basına yansıyan dava dosyalarında ve iddialarda, farklı çevrelerden en güçlü ve en tanınmış isimlerin adlarının geçmesi.
Ama ortada inkâr edilemeyen bir gerçek var ki: Güç odakları, böylesi karanlık dosyaların üzerini örtmek için çoğu zaman yeni gündemler yaratmaktan geri durmuyor. Ve bütün bu gürültünün içinde değişmeyen tek bir şey var: Bedeli yine masumlar ödüyor.
İran'da vurulan bir okulda hayatını kaybeden yüzlerce çocuk, savaşların merhametten ve insanlık onurundan ne kadar uzak yürütüldüğünün acı bir kanıtı. Çocukların öldüğü bir düzenin savunması hiçbir nedenle asla meşru kabul edilemez.
Tam da böyle bir zamanda, çok uzaklardan, İspanya'dan bir ses yükseldi. Başbakan Pedro Sanchez'in sözleri…
"İspanya nükleer bombalara, uçak gemilerine ya da büyük petrol rezervlerine sahip değil. Tek başımıza İsrail'in saldırılarını durduramayız. Ama bu çabayı bırakacağımız anlamına gelmez."
Belki devlet yöneticilerinin duygusal tepkilerle sert ve ani söylemler kullanması eleştiriye açık bir durumdur. Çünkü bu tür çıkışlar, ülkeleri ve vatandaşlarını büyük güçlerle karşı karşıya getirebilecek riskler barındırır.
Ancak buna rağmen uzun vadede hem ekonomik hem de siyasi ilişkilerde bazı sınırların çizilmesi ve gerektiğinde bir set konulması da son derece elzemdir.
Dünya bugün belki hiç olmadığı kadar güçlü, zengin ve teknolojik. Ama aynı dünya çocukların korku içinde yardım istediği bir yer olmaya devam ediyorsa, ortada bir medeniyet değil, yalnızca daha gelişmiş bir barbarlık vardır.
 
Neşe BAKIŞ / Kadrajımdaki Hayat / diğer yazıları
•Kulak Kabartsak Duyulacak Çığlıklar, El Uzatsak Tutulacak Hayatlar 11 00:00:00.03.2026
•MASUMİYET MÜZESİ: YAŞAMI ÇALINAN BİR GENÇ KIZIN İZLERİ 04 00:00:00.03.2026
•ÇOCUK KALBİMİZDEKİ RAMAZAN HOŞ GELDİN 25 00:00:00.02.2026
•Dr. Cenk Özatıcı: Umut, Teröriste Değil Millete Aittir 10 00:00:00.02.2026
•YÖNETİŞİM ÜZERİNE 03 00:00:00.02.2026
•SOKAKTAKİ CANLAR 15 00:00:00.01.2026
•BİR KİŞİNİN CESARETİ, BİRÇOK KİŞİNİN SESSİZLİĞİNİ BOZAR 11 00:00:00.01.2026
•SIRÇA SARAYLAR VE KİBRİTÇİ KIZLAR 07 00:00:00.01.2026
•HALKA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU SALAN KAHRAMANLAR 02 00:00:00.01.2026
•ÖMRÜN İÇİNDE BİR AN,ANIN İÇİNDE BİR ÖMÜR 24 00:00:00.12.2025
•YENİ YIL ÜZERİNE 17 00:00:00.12.2025
•KÖYLÜ HÂLÂ MİLLETİN EFENDİSİ Mİ ? VURUN ABALIYA ! 10 00:00:00.12.2025
•BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ,HER YAŞAM BİR MASALMIŞ 03 00:00:00.12.2025
•DUS KRİZİ: GENÇ HEKİMLERİN EMEK VE UMUT SINAVI 27 00:00:00.11.2025
•GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAYAMAZSINIZ 10 00:00:00.11.2025
•TOPLUMSAL ÖĞRETİLER VE KADININ KADERİ 05 00:00:00.11.2025
•YASEMİN MİNGUZZİ, BİR AHMET’İ KAYBETTİ; BİN AHMET İÇİN MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR 29 00:00:00.10.2025
•AĞLARIN IŞILTIŞI,DOĞANIN FISILTISI 22 00:00:00.10.2025
•“Doğu Türkistan’ın sınırı mı bizden uzak, yoksa bizim vicdanımız mı Doğu Türkistan’dan uzak?” 14 00:00:00.10.2025
•SUMUT’UN CESARETİ VS GAZETECİLİĞİN SINAVI 08 00:00:00.10.2025
•KENDİ GÖZÜNLE GÖR, KENDİ AKLINLA DÜŞÜN 02 00:00:00.10.2025
•MİNİ MİNİ BİRLER, ENDİŞELİ VELİLER 25 00:00:00.09.2025
•KALPTEN DİZEYE : BİR ŞEHİT 17 00:00:00.09.2025
•ESARETTEN HÜRRİYETE 10 00:00:00.09.2025
•ACIDAN UMUDA YOLCULUK 03 00:00:00.09.2025
•BİR ÇİFT MAVİ GÖZ VE İNANCIN ZAFERİ 29 00:00:00.08.2025
•KİLİMDEN GÜLPEMBE’YE, MAĞUSA’DAN SÜRGÜN’E 20 00:00:00.08.2025
•Tanımak, Anlamak, İnsanlaşmak 12 00:00:00.08.2025
•Ağaçların Gölgesinde Büyümek 05 00:00:00.08.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.