HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 MART 2026, ÇARŞAMBA

Doğu Türkistan’da Çocuk Olmak

11.03.2026 08:21
Doğu Türkistan’da Çocuk Olmak
Doğu Türkistan’da Çocuk Olmak
Doğu Türkistan'da çocuk olmak, sadece bir çocukluk hikâyesi değil; aynı zamanda kimlik, aile, dil ve inanç mücadelesinin ortasında büyümek anlamına geliyor. Çin yönetiminin özellikle 2017'den sonra sertleşen politikaları, milyonlarca Uygur Türkünü ve diğer Müslüman toplulukları hedef alırken bu süreçten en ağır etkilenen kesimlerden biri de çocuklar oldu. Uluslararası insan hakları kuruluşları, Doğu Türkistan'da çocukların ailelerinden koparılması, devlet kontrolündeki kurumlara yerleştirilmesi ve kültürel asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.
Bu tablo, dünyanın farklı bölgelerinde çocuklara verilen değer ile karşılaştırıldığında Doğu Türkistan'da çocuk olmanın ne kadar zor bir gerçekliğe dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Ailelerinden Koparılan Çocuklar
Doğu Türkistan'daki en çarpıcı uygulamalardan biri, çocukların ailelerinden sistematik biçimde ayrılmasıdır. Çin'in "terörle mücadele" ve "aşırılıkla mücadele" adı altında yürüttüğü kampanyalar sırasında yüz binlerce Uygur yetişkin toplama kamplarına gönderildi. Bu süreçte çocuklar ise devletin kontrolündeki yatılı okullara veya yetimhane benzeri kurumlara yerleştirildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, ebeveynleri gözaltına alınan veya kamplara gönderilen çocuklar devlet kurumlarına götürülüyor ve aileleriyle iletişim kurmaları çoğu zaman engelleniyor. Bu kurumlarda kalan çocukların sayısı tam olarak bilinmese de binlerce çocuğun bu şekilde ailelerinden koparıldığı ifade ediliyor.
The Guardian'da yayımlanan belgeler de benzer bir tabloyu ortaya koyuyor. Bu belgelere göre toplama kamplarına gönderilen ebeveynler nedeniyle binlerce çocuk fiilen "yetim" durumuna düşmüş durumda.
Bir çocuğun en temel hakkı olan aile ortamı böylece ortadan kaldırılıyor.
Yetimhane ve Yatılı Okul Sistemi
Uydu görüntüleri ve araştırmalar, Doğu Türkistan'da çok sayıda yeni yatılı okul ve çocuk bakım kurumu inşa edildiğini gösteriyor. Örneğin sadece Hoten bölgesinin bazı ilçelerinde onlarca yeni yatılı okulun yapıldığı tespit edildi.
Bu okulların resmi amacı eğitim olarak açıklansa da uluslararası raporlar, bu kurumların kültürel asimilasyon politikalarının önemli bir parçası olduğunu vurguluyor. Çocuklar burada çoğunlukla Mandarin dilinde eğitim alıyor ve Uygurca gibi yerel diller neredeyse hiç kullanılmıyor.
Bu durum yalnızca eğitim meselesi değil; aynı zamanda kimlik meselesi olarak görülüyor. Çünkü dil, bir toplumun kültürünün ve hafızasının en önemli taşıyıcılarından biridir.
Çocukların Kültürel Kimliğinin Silinmesi
Birleşmiş Milletler uzmanları, Doğu Türkistan'daki yatılı okul sisteminin Uygur çocuklarının kültürel kimliğini zayıflatma riski taşıdığı konusunda ciddi endişe dile getirdi. Bu okullarda çocukların ana dil yerine Çin'in resmi dili olan Mandarin ile eğitim görmesi zorunlu hale getiriliyor. Bu politika, bazı araştırmacılar tarafından "kültürel asimilasyon" olarak tanımlanıyor. Çünkü çocuklar küçük yaşta ailelerinden ve kültürel çevrelerinden koparıldıklarında kendi kimlikleriyle bağları zayıflıyor.
Çocukların Anlattığı Tanıklıklar
Bazı Uygur çocuklarının anlattıkları yaşananları daha somut hale getiriyor. ABD'de yayımlanan bir haberde, iki Uygur çocuğunun yaklaşık 20 ay boyunca devlet yatılı okullarında tutulduğu ve ailelerinden zorla ayrıldıkları anlatılıyor. Çocuklar bu süreçte psikolojik baskı yaşadıklarını ve ailelerinden haber alamadıklarını ifade etti. Bu tür tanıklıklar, çocukların yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da ciddi travmalar yaşadığını ortaya koyuyor.
Dünyada Çocuk Hakları ile Karşılaştırma
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre her çocuk:
* Ailesiyle birlikte yaşama hakkına sahiptir
* Ana dilini öğrenme ve kullanma hakkına sahiptir
* Kimliğini ve kültürünü koruma hakkına sahiptir
Ancak Doğu Türkistan'daki uygulamalar bu temel haklarla ciddi biçimde çelişiyor.
Avrupa'da ve birçok demokratik ülkede çocukların ailelerinden zorla alınması ancak çok istisnai ve hukuki denetime tabi durumlarda mümkündür. Sosyal hizmet kurumları, çocukların aile ortamında büyümesini esas alır.
Doğu Türkistan'da ise tam tersine devletin çocukları ailelerinden sistematik biçimde ayırdığı yönünde güçlü raporlar bulunuyor.
Bir Milyona Yakın İnsan Kamplarda
Uluslararası raporlara göre 2017'den itibaren Çin'in Sincan bölgesinde bir milyondan fazla Müslüman Uygur ve diğer Türk toplulukları "yeniden eğitim kampı" adı verilen merkezlerde tutuldu. Bu durum sadece yetişkinleri değil, onların çocuklarını da doğrudan etkiledi. Çünkü kamplara alınan her anne veya baba, geride ailesinden kopmuş bir çocuk bıraktı.
Çocukluk Yerine Gözetim
Doğu Türkistan'daki çocukların büyüdüğü ortam yalnızca okullar ve kurumlarla sınırlı değil. Bölge genelinde yoğun güvenlik kameraları, biyometrik veri toplama sistemleri ve sıkı devlet denetimi bulunuyor. Bu ortamda büyüyen çocukların günlük hayatı da sürekli gözetim altında geçiyor.
Bir Çocukluk Meselesi Değil, Bir Gelecek Meselesi
Doğu Türkistan'da çocuklara yönelik politikalar sadece bugünü değil, bir toplumun geleceğini de etkiliyor. Çünkü çocuklar, bir toplumun kültürünü ve kimliğini geleceğe taşıyan en önemli unsurdur. Bir çocuğun ailesinden koparılması, ana dilini kullanamaması ve kendi kültüründen uzak yetiştirilmesi yalnızca bireysel bir travma değil; aynı zamanda bir toplumun hafızasını zayıflatan bir süreçtir.
Sözde İslam Dünyası kör, sağır ve dilsiz
Doğu Türkistan'da çocuk olmak bugün yalnızca büyümek değil; kimliğini korumaya çalışarak büyümek anlamına geliyor.
Uluslararası insan hakları raporları, çocukların ailelerinden ayrılması, devlet yatılı okullarına yerleştirilmesi ve kültürel asimilasyon politikalarının ciddi insan hakları sorunları doğurduğunu ortaya koyuyor. Çocuk hakları savunucularına göre dünyanın neresinde olursa olsun bir çocuğun en temel hakkı; ailesiyle birlikte, kendi dili ve kültürü içinde, güvenli bir ortamda büyüyebilmektir.
Muharrem Değirmen ÖZEL HABER – 3. Göz HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.