HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

Çocuklara Yönelik Suçlar Gündemdeyken Gözler Sedat Peker’e Çevrildi

11.02.2026 16:41
Çocuklara Yönelik Suçlar Gündemdeyken Gözler Sedat Peker’e Çevrildi
Çocuklara Yönelik Suçlar Gündemdeyken Gözler Sedat Peker’e Çevrildi
Türkiye'de çocuklara yönelik istismar iddialarının yeniden kamuoyunun gündemine gelmesiyle birlikte, tartışmalar yalnızca suç failleriyle sınırlı kalmadı; suskunluk, seçici adalet ve güç ilişkileri de sert biçimde sorgulanmaya başlandı. Araştırmacı gazeteci İrfan Aydın, YouTube kanalında gerçekleştirdiği canlı yayında, yıllardır üzerine gittiğini vurguladığı uluslararası çocuk istismarı dosyalarını bir kez daha ayrıntılarıyla ele aldı. Yayının ana eksenini ise "Neden gözler Sedat Peker'e çevrildi?" sorusu oluşturdu.
Aydın, çocuk istismarının yalnızca bireysel suçlar olarak ele alınmasının gerçeği perdelediğini belirterek, bu dosyaların arkasında uluslararası ölçekte örgütlü, karanlık ve çok katmanlı yapılar bulunduğunu savundu. Yayında, sessiz kalınan suçların, görmezden gelinen mağdurların ve kamuoyunda tartışılmayan bağlantıların açıkça konuşulduğu ifade edildi.
CEZAEVİ SÜRECİ VE KESİNTİYE UĞRAYAN YAYINLAR
İrfan Aydın, yayının başında son dönemde yaşadıklarını anlatarak, yaklaşık 16 ay boyunca cezaevinde kaldığını hatırlattı. Bu sürecin, Süleyman Soylu ve farklı yolsuzluk dosyaları üzerine gidilmesi nedeniyle açılan hukuksuz davalar sonucunda yaşandığını dile getirdi. Cezaevi koşullarında dahi yayın yapmaya çalıştıklarını, ancak düzenli yayın planlamasında ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade etti.
Aydın, bu sürecin kendisini yıldırmadığını, aksine yıllardır gündeme getirdiği çocuk istismarı dosyalarının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
DÖRT YIL ÖNCE AÇILAN ULUSLARARASI DOSYALAR
Canlı yayında en çok üzerinde durulan başlıklardan biri, dört yıl önce başlatılan ve seri yayınlarla kamuoyuna sunulan çocuk istismarı dosyaları oldu. Aydın, o dönemde "Hollanda Kraliyet Ailesi'nin merkezinde yer aldığı" iddia edilen, Avrupa ve Amerika'yı kapsayan geniş bir ağdan söz ettiklerini hatırlattı.
Bu yayınlarda, kaçırılan çocukların cinsel istismara uğradığı, ritüellerde kullanıldığı ve son derece vahşi uygulamalara maruz bırakıldığı iddialarının belgelerle anlatıldığını söyledi. Aydın, bu dosyaların yalnızca bireysel sapkınlıklar olarak sunulmasının büyük bir yanılsama olduğunu vurguladı.
Aydın, "O günlerde yalvardık; bu yayınları izleyin, paylaşın, duyurun. Eğer bu dosyalar yeterince sahiplenilmezse her geçen gün binlerce çocuğun mahvedileceğini söyledik" ifadelerini kullandı.
MEDYA, SİYASET VE TOPLUMSAL SESSİZLİK ELEŞTİRİSİ
Yayında, Türkiye'de medya kuruluşlarının, siyasetçilerin ve sivil toplum örgütlerinin bu dosyalara yeterli ilgiyi göstermediği yönünde sert eleştiriler dile getirildi. Aydın, siyasi içerikli yayınların milyonlarca izlenmeye ulaşırken, çocuk istismarı gibi hayati bir konuda yapılan yayınların görmezden gelindiğini savundu.
Bu sessizliğin yalnızca bireysel bir tercih değil, sistematik bir görmezden gelme olduğunu belirten Aydın, "Bugün bu yayınları paylaşmayan herkes bu sessizliğin bir parçasıdır" dedi.
HOLLANDA MERKEZLİ YAPI VE EPSTEİN TARTIŞMASI
Canlı yayında Jeffrey Epstein üzerinden yürütülen küresel tartışmalara da değinildi. Aydın, Epstein'in kamuoyuna sunulduğu gibi dosyanın merkezi değil, yalnızca taşeronlardan biri olduğunu savundu. Asıl merkezin Hollanda Kraliyet Ailesi olduğunu iddia ederek, bu yapının Türkiye ve dünya genelindeki bağlantılarının araştırılması gerektiğini söyledi.
Aydın, bu çerçevede Epstein dosyasının eksik ve yönlendirici biçimde gündeme getirildiğini, asıl aktörlerin ise perde arkasında bırakıldığını ifade etti.
SEDAT PEKER'E YÖNELİK ÇAĞRININ GEREKÇESİ
Yayının ana omurgasını oluşturan "Neden gözler Sedat Peker'e çevrildi?" sorusu, program boyunca yalnızca bir merak başlığı olarak değil, doğrudan sistemin işleyişine yöneltilmiş bir sorgulama olarak ele alındı. Araştırmacı gazeteci İrfan Aydın, bu sorunun rastgele ortaya atılmadığını, aksine yıllara yayılan bir mücadele ve birikmiş dosyaların doğal sonucu olduğunu vurguladı. Aydın, çocuk istismarı dosyalarının ilk kez gündeme getirildiği dönemden itibaren, bu yapılarla ilgili bilgi, belge ve temas ağına sahip olduğunu düşündüğü isimlere çağrıda bulunduğunu, bu çağrıların başında da Sedat Peker'in geldiğini ifade etti.
Aydın'a göre Sedat Peker'e yöneltilen çağrı, bir kişi ya da figür üzerinden gündem oluşturma çabası değil; aksine, bu dosyaların karanlıkta kalmış bağlantılarını açığa çıkarabilecek nadir aktörlerden birine yapılan bilinçli bir çağrıydı. Yayında, Peker'in geçmişte kamuoyuna yansıyan açıklamaları, devlet içindeki bazı yapılarla kurduğu ilişkiler ve uluslararası bağlantılar üzerinden, çocuk istismarı dosyalarının Türkiye ayağına dair önemli bilgilere sahip olabileceği yönündeki değerlendirmeler ayrıntılı biçimde paylaşıldı.
Bu çerçevede Aydın, asıl sorunun "Sedat Peker neden konuşmuyor?" değil, "Sedat Peker neden konuşamıyor?" olması gerektiğinin altını çizdi. Yayında, Peker'in uzun süredir fiili bir dijital tecrit altında bulunduğu, sosyal medya hesapları ve iletişim kanallarının sistematik biçimde kısıtlandığı, bu nedenle kamuoyuna doğrudan ve kesintisiz bir şekilde seslenmesinin engellendiği savunuldu. Aydın, bu durumun yalnızca bireysel bir güvenlik meselesi olmadığını, aynı zamanda politik ve hukuki bir tercih olduğunu ileri sürdü.
Aydın'ın değerlendirmesine göre, çocuk istismarı gibi son derece hassas ve derin dosyalar söz konusu olduğunda, konuşacak kişinin yalnızca cesaretinin değil, aynı zamanda can güvenliğinin de sağlanması gerekir. Sedat Peker'in bulunduğu ülkede hem kendisinin hem de ailesinin güvenliği konusunda ciddi riskler bulunduğunu belirten Aydın, bu koşullar altında yapılacak her açıklamanın hayati sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle Peker'den, mevcut şartlar değişmeden kapsamlı ve açık bir çıkış beklemenin gerçekçi olmadığını savundu.
Yayında ayrıca, Sedat Peker'in susturulmasının yalnızca bireysel bir mesele olmadığı, bu sessizliğin aynı zamanda birçok dosyanın açılmasını geciktirdiği yönünde güçlü bir vurgu yapıldı. Aydın, "Eğer bu dosyalarda gerçekten çocukların kanı, gözyaşı ve onuru söz konusuysa, bu sessizliğin devam etmesi kimlerin işine geliyor, bunu sormak zorundayız" ifadeleriyle çağrının neden ısrarla tekrarlandığını ortaya koydu.
Aydın, Sedat Peker'e yapılan çağrının bir kurtarıcı beklentisi değil, karanlık ilişkiler ağının çözülmesi için kilit bir eşiğin aşılması talebi olduğunu belirtti. Yayında verilen mesaja göre, bu eşiğin aşılabilmesi için yalnızca bireysel cesaret değil, devletin ve toplumun da bu dosyaların açılmasına gerçekten hazır olması gerekiyor. Bu nedenle "gözlerin Sedat Peker'e çevrilmesi", bir kişiye umut bağlamaktan çok, sistemin hangi noktada tıkandığını gösteren bir turnusol olarak değerlendiriliyor.
SOYLU OPERASYONU VE KIRILMA NOKTASI
Yayında, Peker'in evine yapılan ve uzun namlulu silahların kullanıldığı öne sürülen operasyon da gündeme getirildi. Bu operasyonun, Peker'in ailesi ve çocukları üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Aydın, bu olayın ardından Peker ile temas kurduklarını ve bir yol haritası belirlediklerini anlattı.
Bu süreçte, yolsuzluklar, uyuşturucu trafiği ve organize suç yapılarının ifşa edildiğini, ancak hem Peker'e hem de kendisine yönelik yoğun bir hukuki baskı sürecinin başlatıldığını söyledi.
HUKUKİ BASKILAR, DAVALAR VE TEHDİTLER
Aydın, çocuk istismarı dosyalarının üzerine gidilmesi nedeniyle yüzlerce dava ile karşı karşıya kaldığını, sürekli ifade verdiğini ve operasyonlara maruz kaldığını dile getirdi. Bu baskıların, dosyaların derinleştirilmesini engellemeyi amaçladığını savundu.
Özellikle çocuk pornografisiyle ilgili açıklamalar nedeniyle dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ancak dosyanın TBMM'de bekletildiğini ifade etti.
SİYASİ TEMASLAR VE GİRİŞİMLER
Yayında, muhalefet partileriyle yapılan temaslar da ayrıntılarıyla anlatıldı. Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan görüşmeler, Birleşik Arap Emirlikleri'ne heyet gönderilmesi girişimleri ve sonuçsuz kalan temaslar kamuoyuyla paylaşıldı.
Aydın, Sedat Peker'in konuşabilmesi için dijital tecridin kaldırılması gerektiğini, bunun Türkiye'nin demokratik hukuk düzeni açısından da önemli olduğunu savundu.
DEVLETE AÇIK ÇAĞRI
Canlı yayının dikkat çeken bölümlerinden biri de devletin ilgili kurumlarına yapılan açık çağrı oldu. Aydın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İbrahim Kalın'a seslenerek, ülkedeki güvenlik sorunlarının ve uyuşturucu trafiğinin ancak bu dosyaların açılmasıyla çözülebileceğini ileri sürdü.
Aydın, Sedat Peker'in Türkiye'ye güvenceyle dönmesi ve Meclis çatısı altında konuşabilmesinin, birçok karanlık dosyanın aydınlatılmasına katkı sağlayacağını iddia etti.
DİN, PEDOFİLİ VE İDEOLOJİK TARTIŞMALAR
Yayının son bölümünde, pedofili tartışmalarının din üzerinden meşrulaştırılmasına yönelik eleştiriler de yer aldı. Aydın, bazı dini kaynaklarda yer alan iddiaların çarpıtıldığını savunarak, bu tür anlatıların hem dine hem de topluma zarar verdiğini ifade etti. Bu bağlamda, Yaşar Nuri Öztürk'ün çalışmalarına atıfta bulunarak, tarihsel verilerin göz ardı edildiğini söyledi.
KARARLILIK MESAJI VE YAYINLARIN DEVAMI
İrfan Aydın, yayının sonunda destek olsun ya da olmasın, bu dosyaların üzerine gitmeye devam edeceklerini vurguladı. Çocukların tek bir damla gözyaşına dahi tahammül etmeyeceklerini belirten Aydın, yayınların hız kesmeden süreceğini ve kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edileceğini ifade etti.
ÖZEL HABER- MUHARREM DEĞİRMEN / 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.