HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 OCAK 2026, PERŞEMBE

ORHANGAZİ’Yİ TAŞA GÖMEN DÜZEN ŞEHRİN EMİNİ Mİ, RANTIN EMİNİ Mİ

21.01.2026 10:27
ORHANGAZİ’Yİ TAŞA GÖMEN DÜZEN ŞEHRİN EMİNİ Mİ, RANTIN EMİNİ Mİ
ORHANGAZİ’Yİ TAŞA GÖMEN DÜZEN ŞEHRİN EMİNİ Mİ, RANTIN EMİNİ Mİ
Bu bir doğa meselesi değildir yalnızca. Bu bir yönetim, vicdan ve ahlak meselesidir. Orhangazi bugün taş ocaklarıyla boğuluyorsa, dağları lime lime ediliyorsa, suyu, toprağı, havası kirletiliyorsa bunun sebebi kader değildir. Bunun adı göz göre göre işlenen bir cinayettir. Faili belirsiz değil, tanıkları çok, sesi bastırılmaya çalışılan bir suçtur bu.
Taş ocakları Orhangazi'nin sadece siluetini bozmadı. Bu ilçe artık nefes alamıyor. Dağlar yara bere içinde, tarım alanları tehdit altında, yeraltı su kaynakları alarm veriyor. Patlatmalarla çatlayan sadece kayalar değil; evler, umutlar ve insanların geleceğe dair inancı da çatlıyor.
PEKİ KİM DUR DİYECEK
Asıl soru budur. Kim dur diyecek bu yağmaya. Kim "yeter" diyecek. Devlet mi? Yerel yönetim mi? Siyasi irade mi? Yoksa herkesin sustuğu, görmezden geldiği bir düzende bu taş ocakları daha da mı büyüyecek?
Orhangazi'de yaşanan şey bir denetimsizlik değil, açık bir tercihtir. Yaşamdan değil, ranttan yana yapılan bir tercihtir. Bu tercihin bedelini ise ne taş ocağı sahipleri ne de masabaşında imza atanlar ödüyor. Bedeli köylü ödüyor, çiftçi ödüyor, çocuklar ödüyor.
ŞEHRİN EMİNİ Mİ, RANTIN EMİNİ Mİ
Asıl düğüm burada başlıyor. Şehrin emini sıfatıyla koltukta oturan bir belediye başkanının, bu talana karşı net, sert ve tavizsiz bir duruş sergilemesi gerekirken; suskunlukla, belirsizlikle, kaçamak açıklamalarla yetinmesi Orhangazi halkının vicdanını yaralamaktadır.
Bekir Aydın ismi bu noktada ister istemez tartışmanın merkezine oturuyor. Çünkü mesele yalnızca idari bir karar meselesi değildir. Mesele aynı zamanda ahlaki bir sınavdır. Bir yanda şehrin size emanet ettiği suyu, toprağı, yaşam alanlarını koruma sorumluluğu. Diğer yanda ailesinin, ortaklarının, hissedar olduğu yapıların taş ocakları ve maden faaliyetlerinden doğan menfaatleri.
Bu ikisi aynı anda taşınamaz. Bu iki yol aynı anda yürünemez. Ya şehrin emini olursunuz ya da rant düzeninin sessiz ortağı.
Orhangazi halkı bu sorunun cevabını açıkça duymak istiyor. Kimin tarafındasınız?
SUYA, TOPRAĞA, GELECEĞE SALDIRI
Taş ocakları yalnızca taş üretmez. Toz üretir, gürültü üretir, hastalık üretir. Yeraltı sularını kirletir, tarım arazilerini verimsizleştirir. Bugün patlatılan her dinamit, yarının susuz Orhangazi'sine atılan bir imzadır.
Bu ilçede su kaynaklarının nasıl risk altında olduğu herkesin bildiği bir gerçektir. Ama ne hikmetse bu gerçek, ruhsat masalarına gelince görünmez oluyor. ÇED raporları kâğıt üzerinde kalıyor. Bilim susuyor, vicdan susuyor, itiraz edenler yalnızlaştırılıyor.
Bu bir ihmal değildir. Bu bilinçli bir yok saymadır.
MAHALLELER NEDEN SESSİZ
Bir başka can yakıcı soru da buradadır. Fındıklı Mahallesi başta olmak üzere, taş ocaklarının gölgesinde yaşayan mahallelerde neden bu kadar derin bir sessizlik hâkimdir?
Fındıklı Muhtarı'na soruyoruz. Hayırdır, neden sesin soluğun kesildi? Dün yüksek sesle konuşanlar bugün neden suskun? Hangi baskı, hangi vaat, hangi korku bu sessizliği satın aldı?
Halkın temsilcisi olmak, halk adına susmak değildir. Muhtarlık koltuğu, taş ocaklarının gölgesinde susma makamı değildir. Eğer bu sessizlik devam ederse, bu sorular daha yüksek sesle sorulacaktır. Çünkü Orhangazi'de artık iyi laflar dolaşmıyor.
3. GÖZ MEDYA GENEL KOORDİNATÖRÜ ARAŞTIRMACI GAZETECİ İRFAN AYDIN'IN TAŞ OCAKLARI KONUSUNDAKİ SÜREKLİ VE BELGELİ MÜCADELESİ
Orhangazi'de faaliyet gösteren taş ocaklarıyla ilgili çevresel, hukuki ve idari sorunlar uzun süredir 3. Göz Medya'nın yayın gündeminde yer almaktadır. Bu kapsamda taş ocaklarının bulunduğu bölgelerdeki patlatma faaliyetleri, toz emisyonu, ağır tonajlı araç trafiği, tarım alanları üzerindeki etkiler ve su kaynaklarına yönelik riskler düzenli olarak haberleştirilmiştir. Yapılan yayınlarda mahalle bazlı etkiler somut biçimde ele alınmış; Fındıklı ve çevresindeki yerleşim alanlarında yaşanan çevresel sorunlar fotoğraf ve saha verileriyle kamuoyuna sunulmuştur. Bu yayınlar belirli bir dönemle sınırlı kalmamış, yıllara yayılan süreklilik göstermiştir.
3. Göz Medya Genel Koordinatörü Araştırmacı Gazeteci İrfan Aydın, bu yayın sürecinde taş ocaklarıyla ilgili idari ve siyasi sorumluluğu bulunan kurum ve kişilere yönelik açık sorular yöneltmiştir. Belediye meclis gündemleri, ruhsat ve kapasite artışı süreçleri, ilgili kamu kurumlarının tutumları yazılı olarak değerlendirilmiş; yerel yönetimlerin çevre koruma yükümlülükleri hatırlatılmıştır. Aydın'ın kaleme aldığı yazılarda taş ocaklarının kamu yararı gerekçesiyle mi yoksa ekonomik menfaat önceliğiyle mi faaliyet gösterdiği sorgulanmış, yerel yöneticilerden kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapılması talep edilmiştir.
Yapılan uyarılar ve çağrılar, herhangi bir polemik amacı taşımadan, kamu adına bilgi üretme ve kayıt altına alma sorumluluğu çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bugün Orhangazi'de taş ocaklarının çevresel etkileri daha görünür hale gelmişse, bu durum geçmiş yıllarda yapılan yayınların ve değerlendirmelerin isabetini ortaya koymaktadır. 3. Göz Medya ve İrfan Aydın, taş ocakları meselesini kişisel ya da dönemsel bir tartışma konusu olarak değil, Orhangazi'nin çevresel sürdürülebilirliği ve yaşam hakkı açısından yapısal bir sorun olarak ele almış ve bu çerçevede yayınlarını sürdürmüştür.
BU DÜZEN KENDİ KENDİNE DEĞİŞMEZ
Şunu net söyleyelim. Taş ocakları kendi kendine durmaz. Rant düzeni vicdanla geri adım atmaz. Bu düzen ancak kamuoyu baskısıyla, örgütlü itirazla, susmayan bir halkla durdurulur.
Bugün susanlar yarın susuz kalır. Bugün görmezden gelenler yarın toprağını kaybeder. Bugün "bana dokunmuyor" diyenler yarın evlerinin duvarlarında patlama çatlaklarını görür.
Bu yazı bir uyarıdır. Bir çağrıdır. Bir hesap sorma metnidir.
Orhangazi sahipsiz değildir. Ama sahipsiz bırakılmak istenmektedir. Taş ocakları bu ilçenin kaderi değildir. Bu kader, birkaç kişinin menfaatine teslim edilemez.
Şehirlerin hafızası vardır. Su unutur gibi yapar ama unutmaz. Toprak sessizdir ama her şeyi kaydeder. Bugün atılan her imza, yarın bu şehrin tarihine yazılacaktır.
O gün geldiğinde kim nerede durdu, kim sustu, kim konuştu; hepsi hatırlanacaktır.
Muharrem Değirmen Yorum Haber – 3. Göz HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.