HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

Algıdan Gerçeğe: Türkiye’de Alt Kırımların Önemi

18.02.2026 00:00
Türkiye'de gündemi manşetlerden takip etmek artık neredeyse bir alışkanlık hâline geldi. Hız çağında yaşıyoruz; bir olay oluyor, birkaç saat içinde herkes fikir sahibi oluyor, akşamına da başka bir başlık gündemi devralıyor. Fakat bu hızın bedeli ağır: meselelerin alt katmanları çoğu zaman konuşulmuyor. Oysa toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunlar manşetlerde görünen kadar basit değil. Manşetler olayın görünen yüzünü verir; gerçek nedenler ise çoğu zaman alt kırımlarda, yani detaylarda gizlidir. Türkiye'de yaşanan pek çok yanlış değerlendirme ve başarısızlık, tam da bu yüzeysel bakış açısının sonucudur.
Ekonomi üzerinden somut bir örnek vermek gerekirse, son yıllarda en çok konuşulan başlıklardan biri enflasyon oldu. Manşetler sürekli fiyat artışlarını, zamları ve alım gücündeki düşüşü öne çıkardı. Ancak çok daha az konuşulan gerçek şu oldu: üretim yapısı. Türkiye'de örneğin tarımda yaşanan maliyet artışı yalnızca gübre ya da mazot fiyatıyla açıklanamaz. Genç nüfusun köylerden kopması, küçük üreticinin piyasada rekabet edememesi, planlı tarım eksikliği ve aracılık sistemi gibi derin sorunlar var. Manşette "pazar pahalı" cümlesi yer alıyor ama alt detayda tarlada üretimin niçin sürdürülemez hâle geldiği konuşulmuyor. Bu nedenle çözüm arayışı da çoğu zaman yanlış yerde başlıyor.
Bir başka somut örnek deprem gerçeği. Deprem olduğunda manşetler "yıkım", "can kaybı", "yardım seferberliği" gibi başlıklarla doluyor. Fakat depremin asıl hikâyesi olay anında değil, yıllar öncesinde başlıyor. İmar planları, denetim mekanizmaları, mühendislik standartları, yerel yönetimlerin uygulamaları ve vatandaşın bilinç düzeyi gibi detaylar çoğu zaman manşet olamıyor. Oysa deprem bir doğal afet; felakete dönüşmesi ise insan eliyle oluşan altyapı zaaflarından kaynaklanıyor. Türkiye'nin sık sık aynı acıları yaşamasının nedeni, olayın anına odaklanıp sürece bakmamasıdır.
Adalet sistemine ilişkin tartışmalarda da benzer bir tablo var. Bir davada verilen karar manşet oluyor, sosyal medya ikiye bölünüyor. Ancak o kararın arkasındaki yargı yükü, dosya yoğunluğu, uzmanlaşmış mahkeme eksikliği ya da mevzuat karmaşası çoğu zaman gündeme gelmiyor. Örneğin çocuk suçları ya da aile içi şiddet gibi konular yalnızca bir dava üzerinden tartışıldığında mesele kişiselleşiyor. Halbuki alt katmanlarda eğitim politikaları, sosyal destek mekanizmaları, psikolojik danışmanlık hizmetleri ve önleyici sistemler gibi çok daha geniş bir yapı bulunuyor. Sorunu yalnızca mahkeme kararına indirgemek, gerçeği daraltmak anlamına geliyor.
Yerel yönetimler üzerinden de somut bir gerçeklik görmek mümkün. Bir belediye bir projeyi açılış töreniyle duyuruyor ve manşetlerde "hizmet" olarak yer buluyor. Ancak birkaç yıl sonra aynı proje atıl hâle gelebiliyor. Neden? Çünkü planlama sürecinde alt detaylara inilmemiş oluyor: bakım maliyetleri, personel ihtiyacı, vatandaşın gerçek ihtiyacı, ulaşım bağlantısı ya da ekonomik sürdürülebilirlik gibi unsurlar yeterince hesaplanmamış oluyor. Türkiye'de birçok spor tesisi, kültür merkezi ya da altyapı projesi bu nedenle ya eksik kullanılıyor ya da kısa sürede işlevsizleşiyor. Manşet açılışı anlatıyor, ama uzun vadeli sonuçları takip etmiyor.
Eğitim sistemi de manşet yanılgısının belki en belirgin alanlarından biri. Her sınav döneminde başarı oranları konuşuluyor; birinci olan öğrenciler manşetlere taşınıyor. Fakat asıl mesele, ortalama öğrencinin durumu. Eğitimde bölgesel eşitsizlikler, öğretmen dağılımı, teknik eğitim eksikliği, yabancı dil yeterliliği ya da okul-terk oranları gibi kırılımlar genellikle detay olarak kalıyor. Sonuçta toplum, birkaç parlak başarı üzerinden sistemin genel durumunu değerlendirme yanılgısına düşüyor.
Siyaset alanında da manşetler çoğu zaman gerçekliği gölgeleyebiliyor. Bir liderin sert açıklaması ya da bir polemik günlerce konuşuluyor. Ancak aynı dönemde genç işsizliği, sanayide dönüşüm ihtiyacı, tarımsal üretim planlaması ya da yerel göç hareketleri gibi uzun vadeli konular arka planda kalıyor. Oysa bir ülkenin geleceğini polemikler değil, bu yapısal sorunlar belirler. Türkiye'de siyasal tartışmaların sık sık sonuçsuz kalmasının nedeni de budur; başlıklar değişiyor ama temel meseleler aynı kalıyor.
Medya tüketim alışkanlıkları da bu süreci hızlandırıyor. Sosyal medya çağında herkes hızlı bir yorum yapmak istiyor. Bir videonun 30 saniyelik kesiti üzerinden hüküm veriliyor. O görüntünün öncesi ve sonrası, bağlamı ya da teknik gerçekleri çoğu zaman bilinmiyor. Bu durum yalnızca yanlış algı üretmekle kalmıyor; toplumsal kutuplaşmayı da artırıyor. Çünkü manşetler genellikle duygulara hitap ediyor, detaylar ise akla.
Başarı meselesine bakıldığında da aynı durum görülüyor. Türkiye'de bazı sektörlerde dünya çapında başarı elde eden şirketler veya yerel ölçekte örnek projeler var. Fakat bunların hangi modelle, hangi planlama disiplinleriyle ve hangi uzun vadeli stratejilerle başarılı olduğu pek konuşulmuyor. Sonuçta başarı hikâyesi manşet olarak tüketiliyor ama model olarak yaygınlaşmıyor. Oysa gerçek ilerleme, detayın analiz edilmesiyle mümkün olur.
Asıl mesele şu: Bir ülke manşetlerle yönetilemez. Manşetler gündem belirler ama çözüm üretmez. Çözüm, alt katmanlara inmeyi gerektirir. Ekonomide rakamların arkasındaki üretim zincirini, siyasette söylemlerin arkasındaki toplumsal yapıyı, adalette kararların arkasındaki sistemsel sorunları, yerel yönetimlerde projelerin arkasındaki planlama mantığını okuyabilmek gerekir. Türkiye'nin en büyük ihtiyacı belki de tam olarak budur: hızlı yargıdan derin analize geçmek.
Manşetten bakmak kolaydır; çünkü düşünmeyi değil tepki vermeyi gerektirir. Ancak alt detaylara inmek sabır, bilgi ve cesaret ister. Türkiye'nin hem sorunlarını çözebilmesi hem de kalıcı başarılar üretebilmesi için artık yüzeyde görünenle yetinmeyip, alt kırımları konuşan bir akla ihtiyaç vardır. Çünkü gerçek değişim, manşette değil; detayın içinde saklıdır.
 
Yüksel AKBAYRAK / TERS KÖŞE / diğer yazıları
•Algıdan Gerçeğe: Türkiye’de Alt Kırımların Önemi 18 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’de Meclis Gündemi Siyasetin Değil, Hayatın Ta Kendisi 10 00:00:00.02.2026
•Bursa’nın Sessizliği, Orhangazi’nin Yükü ve Kutlu Parti’nin Açtığı Gedik 03 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’nin Geleceğini Karartan Zihniyet: İktidar da Aynı, Muhalefet de 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ BELEDİYESİ ŞİRKET GİBİ YÖNETİLMEZ 20 00:00:00.01.2026
•TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR? 15 00:00:00.01.2026
•Susmayan Kalemler, Direnen Vicdanlar 11 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE KRİZİN VE SORUNUN ADI: BEKİR AYDIN 07 00:00:00.01.2026
•Sözlerin Tükendiği, Sessizliğin Kurumsallaştığı Bir Yılın Anatomisi 02 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE SPORUN MEZAR KAZICIS: BEKİR AYDIN 24 00:00:00.12.2025
•Orhangazi’de Eğitimi Yerle Bir Eden Sessizlik 17 00:00:00.12.2025
•YÖNETİLEN DEĞİL OYALANAN ORHANGAZİ: MUSTAFA BOZBEY BİR YILDA NE YAPTI, NEYİ YAPMADI? 10 00:00:00.12.2025
•LOZAN’IN YÜZYILLIK DİRENCİ VE PAPA ZİYARETİ 03 00:00:00.12.2025
•ÇOCUK HAKLARI KÂĞITTA VAR, SAHADA EKSİK 27 00:00:00.11.2025
•Son Başbuğ’un Türklük Vurgusu ve 10 Kasım’ın Anlamı 10 00:00:00.11.2025
•Milli Ekonominin Temeli Tarımdır 05 00:00:00.11.2025
•CUMHURİYET, dik durmanın, adam olmanın adıdır! 29 00:00:00.10.2025
• “İtin Havlamasıyla Çınar Sallanmaz” 22 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’de Siyaset: Menfaat mi, Memleket mi? 14 00:00:00.10.2025
•Velhasıl Bursa Sudan Değil, Susuzluktan İbarettir... 07 00:00:00.10.2025
•Hangi Gençlik? Hangi Ekonomi? Hangi Eğitim? 02 00:00:00.10.2025
•FUTBOL SAHADA DEĞİL, MONİTÖR BAŞINDA OYNANIYOR 25 00:00:00.09.2025
•Gaziler Günü’nün Gerçek Manası Üzerine 19 00:00:00.09.2025
•Halkın Gerçek Gündemi Nerede? 17 00:00:00.09.2025
•Bağımsızlık Bir Kimliktir 10 00:00:00.09.2025
•Boş Tencere Siyaseti Yıkar 03 00:00:00.09.2025
• Ağustos Türklüğün Zaferlerle Yoğrulmuş Ayı 29 00:00:00.08.2025
•ORHANGAZİ’DE SPORUN ÇÖKÜŞÜ: 20 00:00:00.08.2025
•Orhangazi: Kaybolan Potansiyelin Hikâyesi 12 00:00:00.08.2025
•Depremi unutan geleceğini gömer! 05 00:00:00.08.2025
•İklim Kanunu Sonrası Orman Yangınları ve Doğa Katliamları: Ülkemizin Vahim Tablosu ve Yasal Mücadeledeki Eksikler 29 00:00:00.07.2025
•Kağan Usta’dan Gençliğe Yatırım, Bekir Aydın’dan Ücretli Tesis! 24 00:00:00.07.2025
•Bir Ahırın Sessizliği 15 00:00:00.07.2025
•“Zulme Boyun Eğmeyenlerin Efendisi: Hz. Hüseyin” 05 00:00:00.07.2025
•Hücrede Doğan Siyasi Cazibe: Ümit Özdağ ve Yeni Neslin Sessiz Haykırışı 02 00:00:00.07.2025
•150 GÜNÜN ARDINDAN ORHANGAZİ 25 00:00:00.06.2025
•“Hedef Türkiye” Gerçeği: Bir Uyarının Gölgesinde 20 Yıl 18 00:00:00.06.2025
•Ekonomik Gerçekler ve Çözüm Arayışları 11 00:00:00.06.2025
•İznik’te Sessiz Ama Derin Bir Değişim 29 00:00:00.05.2025
•ADD Aile Şirketi Değildir, Egoların Gölgesi Hiç Değildir ADD: Açılımı Artık “Aile Dostları Derneği” mi? 21 00:00:00.05.2025
•19 Mayıs bir uyanış, bir itiraz, bir meydan okumadır 18 00:00:00.05.2025
•Sadabat Paktı Krizler İçinde Doğunun Ortak Aklı 13 00:00:00.05.2025
•"Sadece Bir Kişiye Değil, Bir Duruşa Saldırıdır Bu" 05 00:00:00.05.2025
•Hayalden Hakikate 22 00:00:00.04.2025
•TÜRKİYE İÇİN KRİTİK BİR DÖNEMEÇ İKLİM YASASI VE DEVLETİN STRATEJİK KARARLARI 16 00:00:00.04.2025
•Sosyal Devlet, Milli Devlet ve Atatürkçü Duruşun Mirasçısı 14 00:00:00.04.2025
•En yüce değer ADALET 09 00:00:00.04.2025
•İklim Kanunu’na Karşı Çıkmalıyız! 26 00:00:00.03.2025
•OĞUZ TÖRESİ VE ÇANAKKALE - ATATÜRK'SÜZ ZAFER OLMAZ! 18 00:00:00.03.2025
•Bir Milletin Ruhunu Yaşatan Tarihler 12 Mart ve 14 Mart 12 00:00:00.03.2025
•Oğuz Kağan'dan Atatürk'e Uzanan Kutsal Miras Türk Kadını 07 00:00:00.03.2025
•Güçlü Türkiye için: İklim yasasına hayır! 04 00:00:00.03.2025
•AYNI SENARYO, AYNI FİGÜRANLAR 24 00:00:00.01.2024
•CHP ORHANGAZİ’DE NEREYE KOŞUYOR? 12 00:00:00.01.2024
•HAKSIZLIKLARA ve BASKILARA RAĞMEN... 03 00:00:00.01.2024
•CHP’DE AKIL TUTULMASI MI YAŞANIYOR? 27 00:00:00.12.2023
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.