HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 30 AĞUSTOS 2025, CUMARTESİ

İsrail Çocuk Katliamını Ümeyyeoğulları’ndan öğrendim

29.08.2025 16:38
İsrail Çocuk Katliamını Ümeyyeoğulları’ndan öğrendim
İsrail Çocuk Katliamını Ümeyyeoğulları’ndan öğrendim
Gazze'de yaşanan vahşetin tarifi imkânsız. İslam dünyası katil İsrail'in zulmüne sessiz kalıyor. Çünkü çok iyi biliyorlar ki katil İsrail, çocuk katletmesini, insanları susuz bırakmasını ve vahşilikte sınır tanımamayı yine sözde İslam olan dünyadan öğrendiler. Gazze'de yaşanan vahşetin çok daha vahşicesini Hazreti Peygamber'in şehit edilmesinin hemen ardından İslam hilafetini gasp eden Ümeyyeoğulları, Kerbela'da Hazreti Peygamber'in evlatlarına karşı yapmıştı. Tarihin kaydettiği en zalim ve vahşi olayların başında yer alan Kerbela vahşetini yapanlar, beşikteki Peygamber torununu üç başlı okla şehit edenler, Fırat kenarında Peygamber evlatlarının çocukları, kadınları ve Allah ve Resulü'nün imam olarak müminlerin emri kıldığı Hazreti Hüseyin ve yarenlerine karşı insanlık tarihinin gördüğü en büyük zulmü yapanlar, sözüm ona İslam hilafetinin kutsal askerleriydi.

Yaptıkları bu vahşeti İslam adına ve sevap almak için yaptılar. Çocukları ve kadınları susuz şehit ettiler. Yetmiş iki kişilik adalet ordusunun karşısına otuz bin kişilik zulüm ordusunu ileri sürdüler. Katliamları savaş meydanında da sınırlı kalmadı. Şehit ettikleri Peygamber evlatlarının mübarek başlarını mızrak uçlarına takıp geride kalan Peygamber kızları ve gelinlerini de zincire vurup İslam beldelerinde günlerce gezdirdiler.

Şöyle bir tefekkür edin. Hazreti Peygamber Efendimizin öpmeye doyamadığı, "eti etimden, kanı kanımdan, canı canımdan, özü özümden" dediği cennet gençlerinin efendisi Hazreti Hüseyin şehit edildikten sonra, Hüseyin ve evlatlarının mübarek başları mızrak uçlarına takılıyor. Geride kalan evladı iyali zincire vurulup kızgın çöllerde susuz yürütülüyor. Başlarını kaldırdıklarında imamın ve yarenlerinin mübarek kanlı başlarını görüyorlar. Çocukların korkusu, acısı, feryatları bir yana, açlık ve susuzlukları da bu zalim topluluğu insafa getirmiyor.

Hem de aralarında Hazreti Peygamberi görmüş olan ve sünni dünyanın hidayet rehberi olarak kabul ettiği nasipsiz sahabeler de var. Ordunun başında ise Peygamber yareni Sa'd bin Ebu Vakkas'ın lanetli oğlu Ömer bin Sa'd var. Namaz vakti geldiğinde abdest alıp namaz kılıyor ve inanmadıkları Allah'a dua ediyorlar. Tarifi imkânsız bu zulmü yapanları lanetlemek kolay da, 1400 yıldır bu zalimlerin uydurduğu safsataları din olarak kabul edip bu zulme methiyeler düzen sözde İslam dünyasına ne demeli?

Bugün İsrail'in zulmünü sözde lanetleyen İslam dünyasının Gazze'deki vahşet konusunda kıllarının kıpırdamamasının ana nedeni budur. Onlar da çok iyi biliyorlar ki İsrail çocuk katletmesini sözüm ona İslam dünyasından öğrendi. Allah'ın Kur'an'da "secere-i mel'ûne" yani lanetli soy diye tarif ettiği Ümeyyeoğulları, İslam'ın doğumundan itibaren her zaman Allah ve Resulüne savaş açmayı tercih etmiştir. Mekke'nin fethiyle elleri kolları bağlanan Ümeyyeoğulları, zehirlerini kusmak için Hz. Peygamber'in şehit edilmesini beklediler.

Nitekim en yakınında olanlarca zehirlenerek şehit edilen Hz. Peygamber Efendimiz, şehadetinden üç ay önce Veda Haccı dönüşü Gadir-i Hum mevkiinde, "Allah'ın sana tebliğ edileni tebliğ et, yoksa görevini yapmamış olursun. İnsanların ve cinlerin sana düşmanlık etmesinden korkma, Allah seni koruyacaktır" ilahi ikazı sonrası Müslümanları toplayarak meşhur Gadir-i Hum hutbesini irad etmiştir.

Ahmet bin Hanbel'in genişçe yer verdiği Gadir-i Hum hutbesinde İmam Ali el-Mürteza'nın kolunu kaldırıp, "Allah benim Mevlam'dır. Ben de müminlerin Mevlasıyım. Ben kimin Mevlasıysam Ali de onun Mevlasıdır. Size iki ağır emanet bırakıyorum. Biri Allah'ın kitabı Kur'an, diğeri de Ehl-i Beytim'dir. Bu ikisi kıyamet sabahına kadar asla birbirinden ayrılmazlar. Kıyamet sabahına kadar imamet makamı Ehl-i Beytim'e aittir. Allah'ım onları seveni sev, onlara buğz edene de buğz et, onlara yardım edene yardım et, onları darda koyanları da darda koy" diye dua etmiştir.

Hz. Ali el-Mürteza'nın Allah Resulünce imam, vasi, veli, mevla ilan edilmesinin ardından Kur'an'ın son ayeti olan Ekmel ayeti nazil olmuştur: "Bugün sizin için dinimi tamamladım ve din olarak İslam'dan razı geldim." Hz. Peygamber Efendimiz ve İmam Ali el-Mürteza daha hutbeden inmeden nazil olan bu ayeti okuyunca Hz. Ebu Bekir ağladı. Hz. Ömer neden ağladığını sorduğunda, "Görmüyor musun, Allah dinini tamamladı. Artık vahiy kesildi, Kur'an mühürlendi. Demek oluyor ki Hz. Peygamber'in aramızdan ayrılma vakti yakındır" dedi.

Bu kadar açık ve aleni delillere rağmen Hz. Peygamber'in yakınında olanlar onun pak Ehl-i Beytine sırt dönmüş, Peygamber kızı Hz. Fatıma'nın evinin kapısını yakmış ve Kerbela'da ehlini susuz bırakıp sonra da katlettiler. Hem de çocuk, kadın demeden. Şimdi bu zulmü yapanlara Hz. diye sarılıp değiştirilmiş kutsal kitaplarının emirlerine uyup Gazze'de katliam yapan İsrail askerlerine lanet etmek pek de samimi olmuyor. Onun için sıklıkla yazıyoruz ki Kerbela'nın hesabı görülmeden İslam âlemi huzur bulmaz.

Müslümanlar evlerindeki kedileri İsrail'in üzerine salsa İsrail ordusu üç gün içerisinde perişan olur. Fakat milyarlık İslam dünyası konuşmayı tercih ediyor. Çünkü indirilen dine değil, uydurulan dine inanıyor. Onun gereklerini yerine getiriyor. Bu gidişle yakın zamanın Gazze'si Urfa olursa şaşırmayın. Muhtar Sakafi, Emir Timur, Baybars, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve son çağın bir ilkesi Prof. Dr. Haydar Baş Hoca'ya sonsuz rahmet, onların sevenleri ve takipçilerine de yıldızların sayısınca selam olsun.

Kerbela şehitlerini, âşıklarını sevenlere de selam olsun. Kerbela'da Hüseyin'in duruşunu anlayıp zalime ve zulme karşı duran Hz. Zeynep'in duruşundan zerrece taşıyanlara, kızlarına Zeynep adını koyup kız kardeşlerinin en yücesi olan Hz. Zeynep annemizin adını yaşatanlara da selam olsun. İçtiği her bir yudum soğuk suda Kerbela ehlinin susuzluğunu hatırlayanlara da selam olsun. Kardeşleri susuzken Fırat'ın suyunu mübarek dudaklarından esirgeyen sancaktar Ebu'l-Fazl Abbas'a ve kardeşliğin kıymetini bilenlere de selam olsun. Babamın feryadı ile yüreği çatlayarak şehit olan ve kız çocuklarının babalarına olan bağlılığının simgesi olan Hz. Rukiye'ye selam olsun. Kız çocuklarının sevmesini bilenlere de selam olsun.

Selam olsun Atam Oğuz Kağan'dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, Gazi Paşa'mızdan kıyamet sabahına kadar yüce dinimiz ve milletimize hizmet eden ve edecek olanlara. Selam olsun. Allah sizden adaleti, iyiliği ve Ehl-i Beyt'in hakkını gözetmeyi emreder. Fuhşiyattan, fenalıktan da sakınmayı tavsiye eder. Düşünüp tutasınız diye de size öğütler verir ayetinin manasına vakıf olanlara. Lanet olsun zulme ve zalime rıza gösterenlere ve yardım edenlere. İsrail zulmünün bir gecede son bulmasını istiyorsak, önce Kerbela'daki zulme karşı koyup, Kerbela zalimlerine ve onların yolundan gidenlere "hazret" demekten vazgeçmeliyiz. Gölgesinden korkanlar gün yüzüne çıkmasınlar.

Hüseyni İrfan Aydın, 3. Göz Medya, 24.08.2025

 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.