HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

Orhangazi’de Meclis Gündemi Siyasetin Değil, Hayatın Ta Kendisi

10.02.2026 00:00
Orhangazi Belediye Meclisi'nin Şubat ayı toplantısında gündeme gelen önergeler, alışıldık meclis tartışmalarının ötesine geçen, doğrudan hayatın içinden meseleleri yeniden masaya yatırdı. Bu tabloyu doğru okumak gerekiyor. Çünkü burada konuşulan şey; bir partinin siyasi hamlesi, bir grubun muhalefet refleksi ya da dönemsel polemik arayışı değil. Burada konuşulan şey, Orhangazi'de yaşayan insanların can güvenliği, sağlığı, yaşam alanları ve yarınlara nasıl hazırlanıldığı meselesidir.
Yerel yönetimlerin en temel sorumluluğu, vitrin projeleriyle algı yönetmek değil; riskleri öngörmek, sorunları zamanında tespit etmek ve bunlara karşı önlem almaktır. Bu açıdan bakıldığında, meclise taşınan üç ayrı başlık da "keşke daha önce konuşulsaydı" dedirten, gecikmiş ama hayati konular olarak karşımıza çıkıyor.
Deprem meselesiyle başlamak gerekir. Çünkü bu konu, ne ideolojiktir ne de tartışmaya açıktır. Deprem gerçeği, bu coğrafyanın kaçınılmaz kaderidir. Sorulması gereken soru şudur: Biz bu gerçeğe ne kadar hazırız? Yıllardır herkesin bildiği ama çoğu zaman halının altına süpürülen yapı güvenliği meselesi, ancak büyük felaketler yaşandıktan sonra gündeme geliyor. Oysa asıl sorumluluk, felaket olmadan önce riskleri konuşabilmektir. İlçedeki yapı stokunun durumu, belediyeye ait binaların ne kadar güvenli olduğu ve bugüne kadar hangi önlemlerin alındığı sorusu, aslında çok geç kalınmış bir sorgulamadır. Şeffaflık talebi ise bu işin olmazsa olmazıdır. Deprem gibi hayati bir konuda "merak etmeyin" demek yetmez. Sayılar, raporlar, somut veriler konuşmalıdır. Aksi halde güven inşa edilemez.
İkinci başlık olan taş ve kum ocakları meselesi ise Orhangazi'de uzun süredir fısıltı halinde konuşulan bir rahatsızlığın yüksek sesle dile getirilmiş halidir. Yerleşim alanlarına bu kadar yakın faaliyet gösteren ocaklar, yalnızca çevresel bir sorun değildir. Bu mesele, insan sağlığı, evlerin güvenliği, tarım alanlarının geleceği ve yaşam kalitesiyle doğrudan bağlantılıdır. Patlatmaların yarattığı titreşim, toz ve gürültü; "ekonomik faaliyet" gerekçesiyle geçiştirilemez. Burada asıl sorgulanması gereken şey, denetimlerin gerçekten ne kadar etkin yapıldığıdır. Kağıt üzerinde var olan denetimlerle sahadaki gerçekler örtüşüyor mu? Vatandaşın şikâyeti gerçekten dikkate alınıyor mu, yoksa rutin cevaplarla geçiştiriliyor mu? Bu soruların cevabı verilmeden, bu faaliyetlerin meşruiyetinden söz etmek mümkün değildir.
Üçüncü başlık ise çoğu kişinin gözünden kaçabilecek ama aslında en stratejik meselelerden biridir. Mesire alanı, karavan parkı ve çadır alanı gibi projeler, bazılarına göre "ikincil" ya da "lüks" gibi görülebilir. Oysa bu tür alanlar, sadece sosyal yaşam için değil, afet anları için de kritik öneme sahiptir. Bir ilçede toplanma alanı yoksa, geçici barınma planı yapılmamışsa, kriz anında kimin nereye gideceği belli değilse, kağıt üzerindeki afet planlarının hiçbir anlamı kalmaz. Bu nedenle, iptal edilen projelerin tamamen rafa kaldırılması yerine, eksiklerin giderilerek yeniden değerlendirilmesi ya da alternatif alanların planlanması son derece yerinde bir yaklaşımdır. Bu bakış açısı, günü kurtaran değil, yarını düşünen bir anlayışın ürünüdür.
Bu üç önergenin mecliste oy birliğiyle kabul edilmesi ise başlı başına bir mesajdır. Orhangazi'nin temel meseleleri söz konusu olduğunda, siyasi rozetlerin bir kenara bırakılabileceğini göstermektedir. Ancak burada önemli bir tehlike de vardır: Oy birliğiyle kabul edilen önergelerin, sessizce unutulması. Yerel yönetimlerde en sık rastlanan sorunlardan biri de budur. Kararlar alınır, tutanaklara geçer, ardından uzun bir sessizlik başlar. Asıl sınav, bu önergelerin ardından atılacak adımlarla verilecektir.
Kamuoyunun beklentisi nettir. Yazılı cevaplar sadece formalite icabı değil, gerçekten bilgi veren, yol haritası ortaya koyan içerikte olmalıdır. Hangi binalar riskli, hangi çalışmalar yapılacak, denetimler nasıl sıkılaştırılacak, alternatif alanlar için hangi adımlar atılacak? Bunlar netleşmeden, "kabul edildi" demenin kimseye faydası yoktur.
Orhangazi'de deprem, çevresel riskler ve afet hazırlığı gibi hayati başlıklar bu kadar açık biçimde meclis gündemine gelmişken, Orhangazi Belediyesi'nin ve Belediye Başkanı Bekir Aydın'ın bugüne kadar ortaya koyduğu tablo ciddi bir sorgulamayı fazlasıyla hak ediyor. Yıllardır herkesin bildiği, uzmanların uyardığı, vatandaşın endişe duyduğu bu konularda somut, elle tutulur adımlar atılmamış olması artık "ihmal" kelimesiyle bile açıklanamayacak bir noktaya gelmiştir. Deprem gerçeği ortadayken yapı stokuna dair kapsamlı bir envanter çalışmasının yapılmamış olması, belediyeye ait binaların güvenliği konusunda kamuoyunun net biçimde bilgilendirilmemesi ve risklerin hâlâ belirsizlik içinde bırakılması, yönetim zaafının açık göstergesidir. Bu sessizlik, çözüm üretmekten çok sorunları ertelemeyi tercih eden bir anlayışın ürünüdür.
Aynı durum çevresel güvenlik ve afetlere hazırlık başlıklarında da kendini göstermektedir. Taş ve kum ocaklarıyla ilgili yıllardır dile getirilen vatandaş şikâyetleri karşısında etkili denetim mekanizmalarının işletilmemesi, Dutluca benzeri alanlarda iptal edilen projelerin ardından yeni ve bütüncül bir planlama ortaya konulamaması, Orhangazi'nin geleceğinin adeta akışına bırakıldığını göstermektedir. Belediye başkanlığının bu konularda inisiyatif almaması, sadece bugünün değil, olası bir afet anında yaşanacak kaosun da sorumluluğunu beraberinde getirir. Yerel yönetim koltuğunda oturmak, sadece rutin hizmetleri yürütmek değil; riskleri önceden görmek, krizleri yönetebilecek hazırlığı yapmak ve topluma güven vermektir. Bugün gelinen noktada Orhangazi Belediyesi'nin ve Başkan Bekir Aydın'ın bu sorumluluğu yerine getirdiğini söylemek maalesef mümkün değildir.
Orhangazi Belediye Meclisi'nin Şubat ayı toplantısında ortaya çıkan tablo, yerel siyasetin nasıl bir zeminde yürümesi gerektiğine dair önemli bir örnek sunmaktadır. Sorunları erteleyen değil, sorunları konuşabilen; riskleri görmezden gelen değil, risklerle yüzleşen bir anlayış, bu ilçenin en büyük ihtiyacıdır. Bundan sonrası ise sözlerin değil, icraatın konuşacağı bir süreçtir. Çünkü Orhangazi'nin geleceği, iyi niyet beyanlarıyla değil; kararlı, şeffaf ve takip edilen adımlarla şekillenecektir.
 
Yüksel AKBAYRAK / TERS KÖŞE / diğer yazıları
•Orhangazi’de Meclis Gündemi Siyasetin Değil, Hayatın Ta Kendisi 10 00:00:00.02.2026
•Bursa’nın Sessizliği, Orhangazi’nin Yükü ve Kutlu Parti’nin Açtığı Gedik 03 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’nin Geleceğini Karartan Zihniyet: İktidar da Aynı, Muhalefet de 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ BELEDİYESİ ŞİRKET GİBİ YÖNETİLMEZ 20 00:00:00.01.2026
•TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR? 15 00:00:00.01.2026
•Susmayan Kalemler, Direnen Vicdanlar 11 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE KRİZİN VE SORUNUN ADI: BEKİR AYDIN 07 00:00:00.01.2026
•Sözlerin Tükendiği, Sessizliğin Kurumsallaştığı Bir Yılın Anatomisi 02 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE SPORUN MEZAR KAZICIS: BEKİR AYDIN 24 00:00:00.12.2025
•Orhangazi’de Eğitimi Yerle Bir Eden Sessizlik 17 00:00:00.12.2025
•YÖNETİLEN DEĞİL OYALANAN ORHANGAZİ: MUSTAFA BOZBEY BİR YILDA NE YAPTI, NEYİ YAPMADI? 10 00:00:00.12.2025
•LOZAN’IN YÜZYILLIK DİRENCİ VE PAPA ZİYARETİ 03 00:00:00.12.2025
•ÇOCUK HAKLARI KÂĞITTA VAR, SAHADA EKSİK 27 00:00:00.11.2025
•Son Başbuğ’un Türklük Vurgusu ve 10 Kasım’ın Anlamı 10 00:00:00.11.2025
•Milli Ekonominin Temeli Tarımdır 05 00:00:00.11.2025
•CUMHURİYET, dik durmanın, adam olmanın adıdır! 29 00:00:00.10.2025
• “İtin Havlamasıyla Çınar Sallanmaz” 22 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’de Siyaset: Menfaat mi, Memleket mi? 14 00:00:00.10.2025
•Velhasıl Bursa Sudan Değil, Susuzluktan İbarettir... 07 00:00:00.10.2025
•Hangi Gençlik? Hangi Ekonomi? Hangi Eğitim? 02 00:00:00.10.2025
•FUTBOL SAHADA DEĞİL, MONİTÖR BAŞINDA OYNANIYOR 25 00:00:00.09.2025
•Gaziler Günü’nün Gerçek Manası Üzerine 19 00:00:00.09.2025
•Halkın Gerçek Gündemi Nerede? 17 00:00:00.09.2025
•Bağımsızlık Bir Kimliktir 10 00:00:00.09.2025
•Boş Tencere Siyaseti Yıkar 03 00:00:00.09.2025
• Ağustos Türklüğün Zaferlerle Yoğrulmuş Ayı 29 00:00:00.08.2025
•ORHANGAZİ’DE SPORUN ÇÖKÜŞÜ: 20 00:00:00.08.2025
•Orhangazi: Kaybolan Potansiyelin Hikâyesi 12 00:00:00.08.2025
•Depremi unutan geleceğini gömer! 05 00:00:00.08.2025
•İklim Kanunu Sonrası Orman Yangınları ve Doğa Katliamları: Ülkemizin Vahim Tablosu ve Yasal Mücadeledeki Eksikler 29 00:00:00.07.2025
•Kağan Usta’dan Gençliğe Yatırım, Bekir Aydın’dan Ücretli Tesis! 24 00:00:00.07.2025
•Bir Ahırın Sessizliği 15 00:00:00.07.2025
•“Zulme Boyun Eğmeyenlerin Efendisi: Hz. Hüseyin” 05 00:00:00.07.2025
•Hücrede Doğan Siyasi Cazibe: Ümit Özdağ ve Yeni Neslin Sessiz Haykırışı 02 00:00:00.07.2025
•150 GÜNÜN ARDINDAN ORHANGAZİ 25 00:00:00.06.2025
•“Hedef Türkiye” Gerçeği: Bir Uyarının Gölgesinde 20 Yıl 18 00:00:00.06.2025
•Ekonomik Gerçekler ve Çözüm Arayışları 11 00:00:00.06.2025
•İznik’te Sessiz Ama Derin Bir Değişim 29 00:00:00.05.2025
•ADD Aile Şirketi Değildir, Egoların Gölgesi Hiç Değildir ADD: Açılımı Artık “Aile Dostları Derneği” mi? 21 00:00:00.05.2025
•19 Mayıs bir uyanış, bir itiraz, bir meydan okumadır 18 00:00:00.05.2025
•Sadabat Paktı Krizler İçinde Doğunun Ortak Aklı 13 00:00:00.05.2025
•"Sadece Bir Kişiye Değil, Bir Duruşa Saldırıdır Bu" 05 00:00:00.05.2025
•Hayalden Hakikate 22 00:00:00.04.2025
•TÜRKİYE İÇİN KRİTİK BİR DÖNEMEÇ İKLİM YASASI VE DEVLETİN STRATEJİK KARARLARI 16 00:00:00.04.2025
•Sosyal Devlet, Milli Devlet ve Atatürkçü Duruşun Mirasçısı 14 00:00:00.04.2025
•En yüce değer ADALET 09 00:00:00.04.2025
•İklim Kanunu’na Karşı Çıkmalıyız! 26 00:00:00.03.2025
•OĞUZ TÖRESİ VE ÇANAKKALE - ATATÜRK'SÜZ ZAFER OLMAZ! 18 00:00:00.03.2025
•Bir Milletin Ruhunu Yaşatan Tarihler 12 Mart ve 14 Mart 12 00:00:00.03.2025
•Oğuz Kağan'dan Atatürk'e Uzanan Kutsal Miras Türk Kadını 07 00:00:00.03.2025
•Güçlü Türkiye için: İklim yasasına hayır! 04 00:00:00.03.2025
•AYNI SENARYO, AYNI FİGÜRANLAR 24 00:00:00.01.2024
•CHP ORHANGAZİ’DE NEREYE KOŞUYOR? 12 00:00:00.01.2024
•HAKSIZLIKLARA ve BASKILARA RAĞMEN... 03 00:00:00.01.2024
•CHP’DE AKIL TUTULMASI MI YAŞANIYOR? 27 00:00:00.12.2023
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.